Giriş
Risk yönetimi, uluslararası inşaat projelerinin kritik bir unsurudur. Bu bağlamda risk yönetimine yönelik kullanılan temel araçlardan biri, teminat mektubu sunulmasıdır. İşverenlerin, olası riskler ve çeşitli yükümlülükler için güvence olarak müteahhitlerden teminat mektubu talep etmesi, sektörde yaygın bir uygulamadır. Bu uygulama, International Federation of Consulting Engineers (FIDIC), New Engineering Contract (NEC) ve Joint Contracts Tribunal (JCT) tarafından yayınlananlar gibi standart inşaat sözleşmelerinde de yansıtılmaktadır. Bu sözleşmeler, teminat mektuplarının sunulabileceği farklı senaryolara ilişkin hükümler içermektedir.
Genel olarak, teminat mektupları, belirli bir olayın meydana gelmesi durumunda belirli bir miktar parayı ödemeyi taahhüt eden üçüncü bir tarafın yazılı taahhüdü şeklindedir. Teminat mektupları genellikle bankalar veya diğer finans kuruluşları tarafından düzenlenmektedir. Bu düzenleme, işveren, yüklenici ve banka arasında üçlü bir ilişki oluşturmaktadır.[1] İşveren ile yüklenici arasındaki ilişki inşaat sözleşmesine dayanırken, yüklenici teminat mektubunu temin etmek için banka ile ayrı bir anlaşma yapmaktadır. Düzenlendiğinde, teminat mektubu işverene teslim edilmekte; işveren, bankaya başvurarak ve mektupta belirtilen olayın meydana geldiğini göstererek mektubu nakde çevirebilmektedir.
Teminat mektuplarının geçerliliği ve şartları, tabi oldukları hukuka göre belirlenmektedir. Uygulanacak hukukun seçimi, sadece şartların yorumlanmasını değil, aynı zamanda teminat mektubunun hangi koşullarda nakde çevrilebileceğini ve ilgili tarafların kullanabileceği savunmaları da etkilemektedir. Taraflar ayrıca, teminat mektubunun şartları ile temel sözleşme arasında tutarsızlık olmadığından emin olmalıdır.[2]
İnşaat Projelerinde Teminat Mektubu Türleri
İnşaat projelerinde ortaya çıkabilecek risklerin çeşitliliği göz önüne alındığında, belirli risk kategorilerini ele almak için çeşitli teminat mektubu türleri geliştirilmiştir. En yaygın olarak kullanılan araçlar ve amaçları aşağıda incelenmektedir.
Avans Teminat Mektupları
İşverenler, mobilizasyon giderleri gibi başlangıç maliyetlerini karşılamak için genellikle inşaat projesinin başlangıcında yüklenicilere avans ödemesi yapmaktadır. Bu avansların geri ödenmesini güvence altına almak için işverenler, yüklenicilerden avans teminat mektubu sunmalarını istemektedir.
Genellikle avans teminat mektubunun değeri, işveren tarafından ödenen avans tutarıyla aynı olmaktadır. Müteahhit, genellikle proje ilerledikçe hakedişlerde kesintiler yoluyla avansı geri ödemektedir. Buna bağlı olarak teminat mektubuyla güvence altına alınan tutar, avansın ödenmemiş bakiyesini yansıtmak üzere zamanla azaltılmaktadır. Bu kademeli azaltma, yükleniciye iki açıdan fayda sağlamaktadır: bankaların yansıttığı ücretler düşmektedir, ve yüklenicinin kredi limitinin serbest kalması sonucunda diğer amaçlar için finansman temininde daha fazla esneklik sağlanmaktadır.
Kesin Teminat Mektupları
İşverenler için temel öncelik, yüklenicilerin işleri zamanında ve kararlaştırılan şartlara uygun olarak yürütmesini ve tamamlamasını sağlamaktır. İfa etmeme riskini azaltmak için işverenler genellikle yüklenicilerden, genellikle sözleşme bedelinin yüzde 10’una denk gelen tutarda bir kesin teminat mektubu sunmalarını istemektedir.[3] Yüklenici işleri sözleşme şartlarına uygun olarak tamamlayamazsa, işveren kesin teminat mektubunu nakde çevirebilir ve elde edilen geliri, kalan işleri doğrudan veya üçüncü bir tarafla sözleşme yaparak tamamlamak için kullanabilir.
Kesin teminat mektubunun değeri, değişiklikler nedeniyle sözleşme bedelinin önemli ölçüde artması veya azalması gibi belirli durumlarda ayarlanabilmektedir.[4]
Kesinti Teminat Mektubu
İnşaat sektöründe, işverenlerin, projenin tamamının veya işin belirli bir bölümünün düzgün bir şekilde tamamlanmasına ilişkin teminat olarak, yükleniciye ödenmesi gereken ödemelerin bir yüzdesine kesinti uygulaması yaygın bir uygulamadır.[5] Bu uygulama yaygın olarak “retention” olarak da adlandırılmaktadır.
İşveren, kesinti tutarlarını alıkoymak yerine, bu tutarları serbest bırakmayı ve yükleniciden bir kesinti teminat mektubu almayı kabul edebilir. Bu düzenleme, yüklenicinin kesinti yapılmaksızın tam ödeme almasını sağlarken, işverene de finansal güvence sunmaktadır. Yüklenici işleri tamamlayamazsa, işveren teminat mektubunu kullanarak kesinti tutarını geri alabilmektedir.
Kesinti ve kesinti teminat mektupları ile ilgili önemli bir husus, uygulanacak hukukun gerekliliklere uyulmasıdır. Örneğin, Alman hukukuna göre tarafların kesinti mekanizmalarını ve ilgili teminatları kullanmasına izin verilir; ancak, kesinti yapılan tutar veya kesinti teminat mektubu ile güvence altına alınan değer, toplam sözleşme bedelinin yüzde 10’unu aşmamalıdır.[6]
Diğer Teminat Mektubu Türleri
Uluslararası inşaat projelerinde daha yaygın olarak kullanılan teminat mektuplarına ek olarak, taraflar, özel riskler için özel olarak tasarlanmış diğer teminat mektuplarını da kullanmayı tercih edebilirler. Bunlar arasında, ödeme teminat mektubu, geçici teminat mektubu, garanti süresi teminat mektubu ve bakım teminat mektubu gibi örnekler sayılabilir.
Uyuşmazlık Çözümü ve Tahkim Uygulaması
Bu bölümde, şarta bağlı teminat mektupları kapsamındaki sorumlulukla ilgili uyuşmazlıklar, ilk talepte ödeme kaydı içeren teminat mektuplarının nakde çevrilmesine karşı çıkma ve itirazlar ile ilgili uyuşmazlıklar, teminat mektuplarının iadesi ve bununla ilgili tazminat taleplerine ilişkin uyuşmazlıklar, ve teminat mektubunun nakde çevrilmesinden sonra başvurulabilecek hukuki yollar dahil olmak üzere, inşaat sözleşmelerinde teminat mektuplarının kullanımıyla ilgili yaygın uyuşmazlıklar incelenmektedir.
Şarta Bağlı Teminat Mektupları: Temel Sözleşmenin İhlalinin ve Zararın Kanıtlanması
Şarta bağlı teminat mektuplarında, mektubun nakde çevrilebilmesi için muhatabın belirli koşulları yerine getirmesi gerekmektedir.[7] Ödemenin yapılabilmesi için, mektubu nakde çevirmek isteyen taraf, sözleşme ihlali veya ifa etmeme gibi, kayıp veya zarara yol açan ve teminat mektubunda belirtilen koşulun yerine getirildiğini kanıtlamalıdır. Gerekli koşul yerine getirilmezse, banka ödeme talebini reddetme hakkına sahiptir. Bunun nedeni, şarta bağlı teminat mektubu kapsamında haksız bir ödemenin, bankayı teminat mektubunu sağlayan tarafın tazminat talebine maruz bırakabilecek olmasıdır. Bu riski azaltmak için, bankalar genellikle talebi yerine getirmeden önce koşulun yerine getirildiğine dair açık ve yeterli kanıt talep etmektedir. Uygulamada bu, genellikle bankanın talebi yerine getirmeyi kabul etmeden önce işverenden hem sorumluluğu hem de zararın miktarını belirleyen bağlayıcı bir mahkeme kararı veya tahkim kararı sunmasını talep etmesi anlamına gelmektedir.
Şarta bağlı teminat mektupları bağımsız nitelikte olmadığından, altta yatan sözleşmeyle yakından bağlantılıdır. Bu durum, özellikle teminat mektubunun ve inşaat sözleşmesinin farklı uyuşmazlık çözümü veya uygulanacak hukuk hükümleri içermesi halinde, yargı yetkisi ve usul açısından karmaşıklığa yol açabilmektedir. Örneğin, altta yatan sözleşme tahkime tabi olabilirken, teminat mektubu yerel mahkemelerde dava yolunu öngörebilir; bu da farklı mecralarda paralel yargılamalara yol açabilir.
İngiliz mahkemeleri, temel inşaat sözleşmesi kapsamında paralel tahkim davası devam etse bile, teminat mektubu kapsamında başlatılan davaları askıya almayı reddetmiş ve bu da tutarsız kararlar alınma riskini doğurmuştur.[8] Bu riski azaltmak için taraflar, inşaat sözleşmelerindeki ve ilgili teminat mektuplarındaki uyuşmazlık çözümü ve uygulanacak hukuk hükümleri arasında tutarlılık sağlamalıdır.
İlk Talepte Ödeme Kaydı İçeren Teminat Mektupları: Talebe Karşı Direnme
İlk talepte ödeme kaydı içeren teminat mektuplarında banka, teminatta belirtilen şekilde bir talep aldığında, herhangi bir ihlal, temeldeki temerrüt, kayıp veya zarar kanıtı talep etmeden belirtilen tutarı ödemek zorundadır. Muhatap, herhangi bir koşulun yerine getirildiğini veya karşı tarafın ifa etmediğini kanıtlamak zorunda değildir.
Bazı durumlarda, yüklenici, ilk talepte ödeme kaydı içeren teminat mektubunun nakde çevrilmesine karşı çıkmak amacıyla ihtiyati tedbir kararı talep edebilir. Bu tür ihtiyati tedbir talepleri, ilk talepte ödeme kaydı içeren teminat mektupları ile ilgili en yaygın uyuşmazlık türlerinden birini oluşturur.
Genellikle, yüklenicinin, işverenin ödeme talebinde bulunmasını veya bankanın bu talebi yerine getirmesini engelleyen bir ihtiyati tedbir kararı almak için yerel mahkemelere başvurması gerekmektedir. Bu tür tedbirlerin usuli gereklilikleri ve başarı olasılığı, ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir. Birçok ülkede ihtiyati tedbir kararı almak zor olsa da, bazı ülkeler bu konuda nispeten daha esnektir. Karşılaştırma amacıyla İngiltere ve Galler, İsviçre ve Türkiye’deki mahkemelerin benimsediği yaklaşımlar aşağıda özetlenmektedir.
Yükleniciler, yerel mahkemelerden tedbir kararı talep etmenin yanı sıra, ilgili sözleşmede bir tahkim maddesi bulunması halinde tahkim yoluyla da geçici tedbirler talep edebilirler. Tahkim heyetleri, teşekkül ettikten sonra, genellikle bir tarafın ilk talepte ödeme kaydı içeren teminat mektubunu nakde çevirmesini engelleyen geçici tedbirler emretme yetkisine sahiptir. Ayrıca, heyet teşekkül etmeden önce acil eylem gerekmesi durumunda, birçok tahkim kurumu tarafların hızlandırılmış ihtiyati tedbir kararı talep etmelerine olanak tanıyan acil tahkim prosedürleri sunmaktadır. Bu hukuk yollarının kullanılabilirliği ve etkinliği aşağıda ele alınmaktadır.
İngiliz mahkemelerinin uygulaması
İngiliz hukukuna göre, işverenin talebi teminat mektubunun şekil şartlarına uygun olduğu sürece, bir bankanın ilk talepte ödeme kaydı içeren teminat mektubu kapsamında ödeme yapmasını engelleyen bir ihtiyati tedbir kararı almak zordur.[9] Böyle bir talebin başarılı olması için, yüklenicinin işverenin talebinin hileli olduğunu ve bankanın bu hileyi bildiğini ispat etmesi gerekmektedir.[10] İngiliz mahkemeleri, açık ve ikna edici kanıtların yokluğunda genellikle hile bulunduğu yönünde bir karar vermekte isteksizdir.[11] Bu yüksek eşik, mahkemelerin ilk talepte ödeme kaydı içeren teminat mektuplarının nakit paraya benzediğine dair yerleşik görüşünü yansıtmaktadır.[12]
Bu bağlamda, yüklenici, işverenin ödeme talep etmesini engelleyen bir ihtiyati tedbir kararı almaya çalışabilir. Bu çözüm, talep sonrası bankayı kısıtlamaktan daha mümkün – ancak yine de istisnai – olarak görülmektedir. İngiliz mahkemeleri, yüklenicinin temel sözleşmenin şartlarının işverenin talebini açıkça engellediğini kanıtlayabildiği durumlarda bu tür ihtiyati tedbir kararları vermiştir.[13] İngiliz mahkemeleri yüksek bir eşik gerektirmekte ve genellikle yükleniciden işverenin talebinin temel sözleşmede kararlaştırılan mekanizmaya uymayacağını “kesin olarak ispatlamasını” beklemektedir.[14]
İşverenin talebini kısıtlamak için gerekli eşik, bankayı kısıtlamak için geçerli olan hile testinden biraz daha düşük olsa da, işverenin talepte bulunmadan önce yüklenicilere genellikle bildirimde bulunulmaması, pratik bir engel teşkil etmektedir. Bununla birlikte, Shapoorji Pallonji v. Yumn davasında, İngiliz Yüksek Mahkemesi, işverenin yapmış olduğu bir ödeme talebini geri almasını gerektiren bir ihtiyati tedbir kararı verme yetkisine sahip olduğunu teyit etmiştir.[15] Bu gelişme, yükleniciler için hileyi ispat etme gerekliliğini ortadan kaldırarak, çağrı sonrası daha uygulanabilir bir hukuk yolu sunabilecektir.
İsviçre mahkemelerinin uygulaması
İsviçre hukukuna göre, yüklenici veya teminat mektubunu düzenleyen banka (garantör), ödeme talebi için gerekli koşulların yerine getirilmediğini ve işverenin bu eksikliğin farkında olduğunu ispatlayabilirse, mahkeme işverenin ilk talepte ödeme kaydı içeren teminat mektubunu bozdurmasını engelleyebilir. Başvuran, talebin işveren tarafından açık bir hak suistimali oluşturduğunu kanıtlamalıdır. Bu yüksek bir eşik olup, İsviçre mahkemeleri bu tür bir tedbir kararını, teminat altına alınan yükümlülüğün açıkça yerine getirilmiş olması veya talebin açıkça hileli olması gibi sınırlı durumlarda verilen istisnai bir çözüm olarak değerlendirmektedir.[16]
İsviçre mahkemeleri genellikle “önce öde, sonra dava et” ilkesine bağlı kalmaktadır. Bu yaklaşım, İsviçre mahkemelerinin ilk talepte ödeme kaydı içeren teminat mektuplarının özerkliğinin ve güvenilirliğinin korunmasına verdikleri güçlü önemi yansıtmaktadır. Dolayısıyla, yargı müdahalesi nadirdir ve yalnızca suistimalin hem açık hem de ikna edici delillerle kanıtlandığı durumlarda kabul edilmektedir.
Türk mahkemelerinin uygulaması
Türk hukukuna göre, bir mahkeme, yüklenicinin işverenin talebinin hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğini ve ödemenin telafisi imkansız veya ciddi bir zarara yol açacağını,[17] ayrıca ihtiyati tedbir için öngörülen diğer genel şartların da sağlandığını ortaya koyması koşuluyla,[18] ilk talepte ödeme kaydı içeren teminat mektubu kapsamında bir bankanın ödeme yapmasını engellemek için geçici tedbir kararı verebilir. Türk mahkemeleri, gerekçelerini genellikle Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına dayandırmaktadır ve son yıllarda, diğer ülkelere kıyasla bu tür tedbir kararlarını nispeten daha kolay bir şekilde verme eğilimindedir.
Türk mahkemeleri, tahkim yeri yurtdışında olan davalar da dahil olmak üzere, tahkim yargılaması öncesinde veya sırasında geçici tedbir kararı verme yetkisine de sahiptir;[19] ancak, tahkim başlamadan önce geçici tedbir kararı verilmesi durumunda, tedbire başvuran taraf, tedbir kararının etkisini korumak için yasal süre içinde tahkim sürecini başlatmalıdır. Bu süre, uluslararası tahkimler için 30 gün[20] veya yerel tahkimler için iki haftadır.[21]
Tahkim Heyetlerinin Geçici Tedbir Kararı Verme Yetkisi
Tahkim kurallarının çoğunluğu, tahkim heyetlerine geçici tedbir kararı verme yetkisini açıkça vermektedir.[22] Örneğin, ICC Kuralları, tahkim mahkemesinin “uygun bulduğu geçici hukuki koruma tedbirine” karar verebileceğini öngörmektedir; bu tedbir, bir talimat veya nihai karar şeklinde olabilir.[23] UNCITRAL Kuralları, hakem heyetlerine, tahkim sürecine mevcut veya yakın bir zarar verme ihtimali olan herhangi bir eylemin gerçekleştirilmesini önlemeye yönelik tedbirler de dahil olmak üzere, geçici tedbirler alma yetkisi vermektedir.[24] Benzer şekilde, ICSID Kuralları da bir ICSID hakem heyetinin, bir tarafın haklarını korumak için geçici tedbirler önerebileceğini öngörmektedir.[25]
İlk talepte ödeme kaydı içeren teminat mektupları bağlamında, bir hakem heyeti, aciliyet, gereklilik ve telafisi imkansız zarar riski gibi ilgili şartların karşılanması koşuluyla, bir tarafın bu tür bir teminat mektubunu nakde çevirmesini kısıtlayan bir geçici tedbir alabilir.[26]
Bununla birlikte, önemli bir sınırlama, tahkim heyetlerinin, teminat mektubunun kendisi tahkim anlaşmasına tabi olmadığı sürece, banka gibi üçüncü şahıslara karşı bağlayıcı kararlar verememesidir.[27] Bankaya karşı ihtiyati tedbir talep edildiğinde (örneğin, ilk talepte ödeme kaydı içeren teminat mektubu kapsamında ödemeyi önlemek için), uygun yargı mercii genellikle tahkim heyeti değil, yerel mahkemelerdir.
Bir başka pratik kısıtlama ise, tahkim heyetinin teşekkülü öncesinde acil tedbir alınması gerektiğinde ortaya çıkar. Bu sorunu çözmek için, birçok önde gelen tahkim kurumu acil tahkim prosedürleri öngörmüştür.[28] Bu mekanizmalar, bir tarafın, bu amaçla özel olarak atanan bir acil durum hakeminden hızlandırılmış bir şekilde geçici tedbir talep etmesini sağlar. Örneğin, ICC Kuralları uyarınca, bir taraf, hakem heyetinin teşekkülü öncesinde acil tedbirler için başvuruda bulunabilir.[29]
Acil tahkim, ilk talepte ödeme kaydı içeren teminat mektupları ile ilgili uyuşmazlıklarda, özellikle teminat mektubunun geçerlilik süresi dolmak üzereyse ve acil bir çözüm gerekiyorsa, yerel mahkemelere yararlı bir alternatif olabilir; ancak acil tahkimin etkinliği, icra yerindeki mahkemelerin acil durum hakem kararlarını tanıyıp uygulamaya koyup koymayacağına bağlı olabilir, ki bu husus ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir.[30] Ayrıca, acil tahkimde karşı tarafa bildirimde bulunma zorunluluğu, tek taraflı tedbir kararının gerekli olduğu ve böyle bir kararın yerel bir mahkemeden alınabileceği durumlarda acil tahkimin kullanışlılığını azaltabilir.
Teminat Mektubunun İadesi ve Tazminat Talepleri
İnşaat projelerinde, teminat mektupları genellikle belirli bir süre boyunca, veya kusur sorumluluk süresinin sona ermesi veya işlerin nihai kabulü gibi belirli aşamaların gerçekleşmesine kadar tutulur. Bu koşulların yerine getirilmesi üzerine, işveren genellikle teminat mektubunu iade etme yükümlülüğü altındadır; ancak, mektubun iade zamanlaması konusunda ihtilaflar ortaya çıkabilir. Teminat mektubu vadesinde iade edilmezse, yüklenici mektubun iadesini talep edebilir; ayrıca, mektubun uzun süre alıkonulmasından kaynaklanan zararın tazminini de talep edebilir. Bu tazminat, teminat mektubunun sürdürülmesi masraflarını, yüklenicinin başka teminatlar düzenleyememesinden kaynaklanan kayıpları ve kaçırılan fırsatları ve itibar zararlarını içerebilir.
Taleplerin başarılı olup olmayacağı, teminat mektubunun özel şartlarına, temel sözleşme çerçevesine ve uygulanacak hukuka bağlıdır.
Teminat Mektubunun Nakde Çevrilmesinden Sonrası Hukuki Yollar
Teminat mektubu, işveren tarafından haksız olarak nakde çevrildikten sonra, yüklenici, uygulanacak hukuka bağlı olarak, sözleşme ihlali veya sebepsiz zenginleşme gerekçesiyle işverenden tazminat talep edebilir. Tazmin edilebilir zararlar arasında, teminat mektubunu düzenleyen banka tarafından ödenen tutarın tamamının geri ödenmesi, bu tutarın faizi, artan finansman maliyetleri ve bunun sonucunda ortaya çıkan teminat verme kapasitesindeki kayıp veya itibar zararı için tazminat yer alabilir. Taleplerin başarılı olup olmayacağı, teminat mektubunun özel şartlarına, temel sözleşme çerçevesine ve uygulanacak hukuka bağlıdır.
Sonuç
Teminat mektupları, uluslararası inşaat projelerinde önemli risk yönetimi araçları olarak hayati bir rol oynamaktadır. Bu projelerin doğasında var olan karmaşıklık, hem işverenler hem de yükleniciler tarafından kullanılan çok çeşitli teminat mektuplarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Tarafların hak ve yükümlülüklerini şekillendirmede genellikle belirleyici oldukları için, bu teminat mektuplarda yer alan ifadeleri, tabi oldukları hukuk, ve vade tarihleri dikkatle incelenmelidir.
Teminat mektupları, altta yatan riskler gerçekleştiğinde nakde çevrildiği için, sıklıkla tahkim heyetleri ve yerel mahkemeler önünde uyuşmazlık konusu olmaktadırlar. Son yıllarda, teminatların nakde çevrilmesini önlemek için mahkemelerden ve tahkim heyetlerinden müdahale talep eden tarafların sayısında dikkate değer bir artış olmuştur. İleriye bakıldığında, bu alanda taraflara bir uyuşmazlık ortaya çıkmadan önce atmaları gereken adımlar konusunda daha fazla yön gösterici kararın verilmesi beklenmektedir. Bu gelişen tablo, teminatlara ilişkin daha karmaşık araçların ve yenilikçi sözleşmesel düzenlemelerin ortaya çıkmasına da yol açabilir.
——
[1] Kolaylık olması açısından, bu makalede, inşaat sözleşmelerinde tarafların tipik rollerini yansıtacak şekilde, teminat mektubunun muhatabı “işveren”, lehtarı ise “yüklenici” olarak anılmaktadır.
[2] Bkz. Simon Carves Ltd v. Ensus UK Ltd [2011] EWHC 657 (TCC) (“Simon Carves v. Ensus UK”) (teminatın sona ermesiyle ilgili tutarsızlıklar durumunda, temel sözleşmenin şartlarının geçerli olduğuna hükmedilmiştir).
[3] Ellis Baker, Ben Mellors, Scott Chalmers ve Anthony Lavers, FIDIC Contracts: Law and Practice, 5. baskı, Informa, 2009 (“Baker ve diğerleri”), para. 7.192.
[4] Leo Grutters ve Brian Barr, FIDIC Red, Yellow and Silver Books: A Practical Guide to the 2017 Editions, 1. baskı, Sweet & Maxwell, 2018, s. 103.
[5] Baker ve diğerleri, para. 7.217.
[6] Götz-Sebastian Hök ve Henry Stieglmeier, ‘Germany’, Donald Charrett (ed.), The International Application of FIDIC Contracts: A Practical Guide, Informa, 2020, s. 191.
[7] Bkz. Trafalgar House Construction (Regions) Ltd v. General Surety & Guarantee Co Ltd [1996] 1 AC 199.
[8] Autoridad del Canal de Panama v. Sacyr SA and others [2017] EWHC 2337 (Comm); Deutsche Bank Ag v. Tongkah Harbour Public Company Ltd [2011] EWHC 2251 (Comm).
[9] Bkz. Franz Maas (UK) Limited v. Habib Bank AG Zurich [2001] Lloyd’s Rep 14.
[10] Edward Owen Engineering v. Barclays Bank International [1978] 1 QB 159 (“Edward Owen v. Barclays”), s. 171.
[11] Bkz. Alternative Power Solution Ltd v. Central Electricity Board and another (Mauritius) [2014] UKPC 31.
[12] Edward Owen v. Barclays, s. 170.
[13] Sirius International Insurance Co v. FAI General Insurance Ltd [2003] EWCA Civ 470; Simon Carves v. Ensus UK.
[14] Permasteelisa Japan v. Bouyguesstroi and Banca Intesa SpA [2007] EWHC 3508, para. 51; MW High Tech Projects UK Ltd & Anor v. Biffa Waste Services Ltd [2015] EWHC 949 (TCC).
[15] Shapoorji Pallonji & Company Private Ltd v. Yumn Ltd & Anor [2021] EWHC 862 (Comm).
[16] Zürih Ticaret Mahkemesi Kararı, Dava No. HG180051-O, 8 Mayıs 2019, para. 3.3.4.
[17] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2007/852, K. 2007/892, 28.11.2007 tarihli kararı.
[18] Bkz. 12 Ocak 2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”), m. 389-392.
[19] 21 Haziran 2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (“MTK”), m. 6; HMK, m. 414.
[20] MTK, m. 10(A)(2).
[21] HMK, m. 426(2).
[22] Bkz. örneğin, London Court of International Arbitration Tahkim Kuralları (“LCIA Kuralları”), m. 25.1; Singapore International Arbitration Centre Tahkim Kuralları (2025) (“SIAC Kuralları”), kural 45.1; 2024 Hong Kong International Arbitration Centre Tarafından Yürütülen Tahkim Kuralları (2024) (“HKIAC Kuralları”), m. 23; 2023 Stockholm Chamber of Commerce Tahkim Kuralları (2023) (“SCC Kuralları”), m. 37; İstanbul Tahkim Merkezi Tahkim Kuralları (“ISTAC Kuralları”), m. 31.
[23] Milletlerarası Ticaret Odası 2021 Tahkim Kuralları (“ICC Kuralları”), madde 28.
[24] Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu Tahkim Kuralları 2021 (“UNCITRAL Kuralları”), madde 26.
[25] Devletler ve Diğer Devletlerin Vatandaşları Arasındaki Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümlenmesi Hakkında Sözleşme (“ICSID Sözleşmesi”), m. 47; ICSID Tahkim Kuralları 2022 (“ICSID Kuralları”), kural 47.
[26] ICC Commission on Arbitration and ADR, “Emergency Arbitrator Proceedings” (2019) (“ICC Report on Emergency Arbitrator Proceedings”), www.iccwbo.org/wp-content/uploads/sites/3/2019/03/icc-arbitration-adr-commission-report-on-emergency-arbitrator-proceedings.pdf, 4 Mart 2026 tarihinde erişilmiştir, para. 138-140.
[27] Bununla birlikte, tahkim heyetleri, uyuşmazlığın taraflarından üçüncü bir tarafın belirli eylemlerde bulunmasını veya bulunmamasını sağlamalarını gerektiren geçici tedbirler alabilir. Örneğin, Bayındır v. Pakistan (I) davasında, ICSID hakem heyeti, ayrı tüzel kişiliğe sahip Pakistan Ulusal Karayolları İdaresi’nin, mobilizasyon avans garantileriyle ilgili olarak Türk mahkemelerinden alabileceği herhangi bir kesin hükmü icra etmemesini sağlamak için Pakistan’ın “gerekli olabilecek her türlü adımı” atmasını tavsiye eden bir geçici tedbir kararı vermiştir. Bkz. Bayındır İnşaat Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş. v. Pakistan İslam Cumhuriyeti (I), ICSID Dava No. ARB/03/29, Karar, 27 Ağustos 2009, para. 55.
[28] LCIA Kuralları, madde 9B; SIAC Kuralları, kural 12.1 ve ek 1; HKIAC Kuralları, ek 4; SCC Kuralları (2023), ek II; ISTAC Kuralları, madde 31.1 ve ISTAC Acil Durum Hakemi Kuralları.
[29] ICC Kuralları, m. 29 ve ek V.
[30] ICC Report on Emergency Arbitrator Proceedings, para. 182-191.


