Pay Sahibi Aktivizmi Kavramı
Pay sahibi aktivizmi veya eylemciliği kavramı, pay sahipleri tarafından çeşitli amaçlarla bir şirketi yönlendirmek için gerçekleştirilen faaliyetler olarak tanımlanmaktadır.[1] Bu bakımdan pay sahibi aktivizmi, bir şirketin ortaklık ve yönetim yapısı, karar verme mekanizmaları, faaliyetleri, politikaları, operasyonları, stratejileri ve performansına etki etmek, yön vermek, bunları değiştirmek veya geliştirmek, hatta bunlarda söz sahibi olmak, şirketin denetimi ve gözetimini sağlamak, şirketin piyasa değerini arttırmak, çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim (ESG) uygulamasını güçlendirmek gibi birçok amaçla yapılabilmektedir.[2] Bu amaçların yerine getirilebilmesi için aktivist pay sahipleri genellikle, yönetim kurulu üyelerinin azli ve yerine yenilerinin atanması, finansal tablolar, faaliyet raporu ve denetim raporunun detaylı incelenmesi, yönetim kurulu üyelerinin ibrasının reddedilmesi ve sorumluluk davası açılması, şirket tarafından belirli faaliyetler ve yatırımlar hakkında bilgi verilmesi, şirketin yönetim kurulu ve üst düzey yönetici ücretleri ile başkaca operasyonel masraflarının azaltılması, şirketin bazı özel politikaları benimsemesi, kar payı dağıtımının yapılması, payların şirket tarafından geri alınması, kurumsal yönetim ilkelerine uyumun geliştirilmesi, şirketten çıkış sağlanması gibi farklı talepler ileri sürmekte yahut şirketin yönetim kurulu veya hakim pay sahibi üzerinde baskı kurabilecek diğer araçlara başvurmaktadır.[3]
Niteliği gereği pay sahibi aktivizmi, şirketi tek başına kontrol etme gücüne sahip olmayan bir veya birden fazla pay sahibi tarafından yapılmaktadır.[4] Bunun yanında pay sahibi aktivizminin hedefi çoğu zaman halka açık şirketler olsa da halka kapalı özel şirketler açısından da gündeme gelmesi, görece daha zor olmakla birlikte mümkündür.[5] Pay sahipleri açısından aktivist faaliyetlerin genelde halka açık şirketlerde uygulama alanı bulmasının sebepleri arasında pay sahipliği yapısının dağınık ve sayıca çok olması, erişilebilecek kitlenin boyutu ve hareketin büyüme potansiyeli, kurumsal yatırımcılar gibi çeşitli niteliklere sahip pay sahiplerinin bulunması, tabi olunan sermaye piyasası ile borsa mevzuatları, aktivizme elverişli ilave araçların söz konusu olması ve şirket paylarının borsada işlem görmesi sebebiyle aktivizmin olumlu sonuçlarından yararlanabilme imkanı sayılabilir.
Türkiye’de Pay Sahibi Aktivizmi
Pay sahibi aktivizminin Türkiye’de henüz sıklıkla karşılaşılan bir uygulama olduğunu söylemek güç olmakla birlikte pay sahibi aktivizminin önemli bir konu olarak gelişime son derece açık olduğu söylenebilir.[6] Özellikle de Türkiye’de süregelen ve büyümeye devam eden birleşme ve devralma (M&A) işlemleri, yabancı yatırımlar, yoğun bir biçimde artış gösteren halka arzlar (IPO), ortak girişimler (joint venture), startup şirketler, girişim sermayeleri (venture capital) ve melek yatırımcılar (angel investor) gibi faktörlere bağlı olarak pay sahiplerinin şirket faaliyetlerine daha bilinçli ve stratejik yaklaştığı ve bu vesileyle pay sahibi aktivizminin artabileceğini değerlendirmekteyiz.
Türk Hukukunda Pay Sahibi Aktivizmi Çerçevesinde Kullanılabilecek Haklar ve Araçlar
Pay sahibi aktivizmi gerçekleştiren pay sahipleri, özellikle de kanundan doğan pay sahibi haklarını kullanabileceği gibi kamuoyu açıklamaları, sosyal medya platformları veya diğer iletişim kanalları aracılığıyla ya da doğrudan şirket ile etkileşime geçerek eylemci faaliyetlerde bulunabilir.[7] Bu makalede başta Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) tahtında pay sahiplerine sağlanan bazı haklar ve araçlar üzerinde durulacaktır. Konunun anonim şirketler özelinde ele alındığı da ayrıca ifade edilmelidir.
Pay Sahiplerinin Genel Hakları
Genel Kurula Katılma ve Oy Kullanma Hakkı
Pay sahiplerinin genel kurul toplantılarına katılma, genel kurul toplantılarında söz alma, konuşma, görüş belirtme, öneride bulunma ve gündem maddeleri hakkında oy kullanma hakkı bulunmaktadır. Dolayısıyla pay sahiplerinin şirketin faaliyetleri etkin rol almasının en temel yolu şirket genel kurullarına katılarak gündem maddeleri ile ilgili görüşlerini belirtmesi ve oy kullanmasıdır.
Genel kurul toplantıları kural olarak sermayenin %25’ine sahip pay sahipleri ile toplanır ve kararlar çoğunluk ilkesi uyarınca toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile alınır. Bununla birlikte TTK’da veya şirket esas sözleşmesi ile bazı hususlar ağırlaştırılmış nisaplara tabi kılınabilir. Bunlara örnek olarak esas sözleşmenin değiştirilmesi, imtiyazlı payların oluşturulması, nama yazılı pay devrinin sınırlandırılması, önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı gibi durumlar verilebilir. Buna istinaden, ağırlaştırılmış nisaba uyulması gereken bazı özel kararlar açısından çoğunluğa sahip olmamakla birlikte yeterli sayıda oya sahip olan aktivist pay sahipleri bu kararların alınması veya alınmaması noktasında etkili olabilirler.[8]
Oy hakları açısından ise özellikle de oydan yoksunluk ve oy hakkının donması halleri ayrıca incelenmelidir. Oydan yoksunluk halini düzenleyen TTK m. 436 uyarınca menfaat çatışmasının söz konusu olduğu belirli durumlar oy hakkından yoksunluk ile sonuçlanmaktadır. Buna göre bir pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı veya hâkimi olduğu şirketler ile söz konusu şirket arasında kişisel nitelikte bir işe veya işleme ilişkin gündem maddelerinde oy kullanamaz. Bunun yanında pay sahibi olan yönetim kurulu üyeleri de kendilerinin ibrasına dair gündem maddelerinde oydan yoksundur.
Diğer taraftan oy hakkının donması ise gündem maddesinden bağımsız olarak pay sahibinin oy haklarının genel olarak kullanılamadığı hallerdir. Başlıca birkaç örnek vermek gerekirse:
- Şirketler topluluğu oluşturan şirketlerde pay devri halinde bir pay sahibinin doğrudan veya dolaylı pay sahipliği %5, %10, %20, %33, %50, %67 veya %100 oranlarına ulaşır veya bu oranları altına düşerse ilgili işlemin TTK m. 198 çerçevesinde ticaret siciline bildirilmesi ve bildirimin tescil ve ilan edilmesi gerekir. Kanunda belirtilen süreler içinde bu bildirim gerçekleştirilmez ise ilgili paylara ait oy hakları donar.
- Yine şirketler topluluğu kapsamında karşılıklı iştirak konumunda olan şirketler, TTK m. 201 uyarınca oy haklarının yalnızca ¼’ünü kullanabilir ve bu şirketlerin bedelsiz payları edinme hakkı hariç diğer tüm pay sahipliği hakları donar.
- Bir şirketin kendi paylarını iktisap ettiği durumda söz konusu paylar TTK m. 389’a göre toplantı nisabının hesaplanmasında dikkate alınmaz ve bu payların oy hakları donar.
Sonuç olarak pay sahipliği aktivizmi açısından alınabilecek temel aksiyonların arasında genel kurula aktif olarak katılmak ve oy kullanmak gelir. Toplantı ve karar nisapları bakımından ise pay sahipleri oy haklarının donduğu veya oydan yoksun payların olabileceği senaryoları ayrıca incelemeli ve göz önünde bulundurulmalıdır.
Genel Kurul Kararlarına Karşı Dava Açma Hakkı
İptal Davası
Genel kurulun kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı kararlarına karşı iptal davası açılabilir. Bu durumda bir pay sahibinin genel kurul kararına karşı iptal davası açabilmesi için genel kurul toplantısında hazır bulunarak karara olumsuz oy vermesi ve bu muhalefetini tutanağa geçirmesi gerekir. Bunun yanında toplantıda hazır bulunsun ya da bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri de iptal davası açabilir. İlgili pay sahipleri iptal davasını karar tarihinden itibaren 3 ay içinde yetkili mahkeme nezdinde açmalıdır.
Buna göre aktivist pay sahipleri, genel kurulun kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı kararlarına karşı olumsuz oy kullanmak ve muhalefet şerhini tutanağa işletmek suretiyle iptal davası açabilir ve ilgili karara karşı yürütmenin durdurulmasını da talep edebilir. Muhalefetin tutanağa işletilmesi ile ilgili olarak ise bazı hususlara dikkat edilmelidir. İlk olarak muhalefet, şüpheye mahal vermeyecek şekilde tutanağa işletilmelidir. Dolayısıyla yalnızca olumsuz oy kullanmak veya karar aleyhine görüş açıklamak yeterli kabul edilmemektedir.[9] Buna ilaveten muhalefetin peşinen değil, her bir ilgili gündem maddesinin görüşülmesi ve kararın alınmasının ardından belirtilerek tutanağa yazdırılması gerekir.[10]
Yokluk ve Butlan
Genel kurul olarak nitelendirilemeyecek bir toplantıda alınacak kararlar yok hükmündedir. Örneğin toplantı veya karar nisaplarının sağlanmadığı kararlar veya genel kurulun Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”) uyarınca Ticaret Bakanlığı temsilcisi huzurunda gerçekleştirilmesi gerekirken Bakanlık temsilcisi bulunmadan alınan kararlar yok hükmünde sayılır.[11] Diğer taraftan TTK m. 447 uyarınca genel kurulun, özellikle de (i) pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, (ii) pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran ve (iii) anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlarına karşı pay sahipleri butlan davası açabilir.
Yokluk ve butlan davasını tüm menfaat sahipleri açabilir. Dolayısıyla yokluk ve butlan hallerinde aktivist pay sahipleri genel kurul kararlarına karşı dava açma hakkını kullanarak menfaatlerinin korunmasını sağlayabilir.
Bilgi Alma ve İnceleme Hakkı
Her bir pay sahibinin TTK m. 437 çerçevesinde şirketten bilgi alma ve inceleme hakkı bulunmaktadır. Genel kurul toplantısından en az 15 gün önce finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, faaliyet raporu, denetim raporu ve kar dağıtım önerisi şirket merkez ve şubelerinde pay sahipleri tarafından incelenebilir. Bu belgeler arasından finansal tablolar ve konsolide finansal tablolar 1 yıl süreyle şirket merkez ve şubelerinde incelemeyi açık şekilde bulundurulur. Ayrıca pay sahipleri, gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosu ve bilançonun birer suretini talep edebilir.
Bunun yanında pay sahiplerinin genel kurul sırasında da bilgi alma ve inceleme hakkı söz konusudur. Pay sahipleri genel kurulda, yönetim kurulundan şirketin işleri ve denetçilerden denetime dair bilgi isteyebilir. Bu isteğe istinaden verilecek bilgiler, hesap verme ve dürüstlük ilkeleri bakımından özenli ve gerçeğe uygun olmalıdır. Talep edilen bilginin sağlanması ancak ticari sır veya korunması gereken başkaca bir şirket menfaati varsa reddedilebilir. Fakat herhangi bir pay sahibine genel kurul dışında bilgi sağlanmışsa, bir pay sahibinin genel kuruldaki istemi üzerine aynı bilgi, gündem ile ilgisiz veya ticari sır niteliğinde olsa dahi verilmek zorundadır. Bu husus özellikle de şirketi fiilen kontrol edebilen çoğunluk veya hâkim pay sahibinin azınlık pay sahibine göre üstün bilgiye sahip olduğu durumlarda gündeme gelebilecektir.
Pay sahipleri aynı zamanda genel kurul dışında da genel kurulda sorduğu sorularıyla ilgili olarak şirket ticari defterleri ve yazışmalarını incelemek için yönetim kuruluna talepte bulunabilir. İncelemenin bu şekilde gerçekleştirilebilmesi için bu hususta bir yönetim kurulu kararının alınması gereklidir.
Pay sahibinin bilgi alma ve inceleme talebi cevapsız bırakılır veya haksız olarak reddedilir yahut ertelenirse, istediği bilgiyi alamayan pay sahibi reddi izleyen 10 gün içerisinde veya diğer hallerde makul bir sürede yetkili mahkemeye başvurabilir.
Pay sahipleri ile şirket yönetimi arasında şirketin faaliyetleri ile ilgili olarak genel bir bilgi asimetrisi söz konusudur. Pay sahibi aktivizmi açısından bu faaliyetlerin gerçekleştirilebilmesi için söz konusu bilgiye pay sahibinin erişmesi gerekebilir.[12] Dolayısıyla aktivist pay sahipleri, şirketin ve bağlı ortaklıklarının faaliyetleri, muhasebesi, finansal durumu ve performansı, hazırlanan raporları, ilişkili taraf işlemleri gibi konular hakkında bilgi alma ve inceleme haklarını kullanarak şirketin işleyişinde etkin bir rol üstlenebilir ve edindiği bilgiler çerçevesinde aktivist çalışmalarına yön verebilir. Bilgi alma istemi haksız bir şekilde reddedildiğinde ise bu konuda yetkili mahkeme nezdinde dava açarak şirketin denetimini ve gözetimini sağlamayı hedefleyebilir.
Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğu Davası
Yönetim kurulu şirketin yönetim organı olarak özen ve bağlılık yükümlülüklerine tabidir, görevlerini şirket menfaatleri çerçevesinde yerine getirmek zorundadır. Bu bakımdan aktivist pay sahipleri, yönetim kurulu üyelerinin kusurlu olarak verdikleri zararlardan ötürü yönetim kurulu üyelerine karşı dava açabilir. Pay sahiplerinin sorumluluk davası açabilmeleri için genel kurulda ilgili yönetim kurulu üyelerinin ibrasına dair gündemde olumlu oy vermemesi gerekir. Diğer bir taraftan ibra kararını bilerek payı iktisap eden pay sahiplerinin de dava hakkının ortadan kalkacağı hatırlatılmalıdır.
İnternet Sitesi
Bağımsız denetime tabi olan şirketlerin TTK m. 1524 uyarınca internet sitesi açması ve gerekli ilanları ve belirli diğer içerikleri, varsa TTK’da belirtilen süre içinde ve böyle bir süre belirtilmemiş ise ilgili işlem yahut tescil ve ilan tarihinden itibaren en geç 5 gün içinde internet sitesinde yayımlaması gerekir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde ilgili kararlar iptal edilebilir ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu gündeme gelebilir.
Azınlık Hakları
Halka kapalı şirketlerde sermayenin %10’una, halka açık şirketlerde ise sermayenin %5’ine sahip pay sahipleri azınlık[13] olarak nitelendirilmektedir. Azınlık oluşturan pay sahipleri TTK tahtında onlara tanınan çeşitli haklarını kullanabilir.
Gündeme Madde Ekleme Hakkı
Kanuni istisnalar haricinde Türk şirketler hukukunda genel kurullar için gündeme bağlılık ilkesi geçerlidir. Bu bakımdan gündemde bulunmayan konular kural olarak genel kurulda müzakere edilemez ve karara bağlanamaz.
Azınlık pay sahipleri TTK m. 411 kapsamında gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek yönetim kurulundan genel kurulu toplantıya çağırmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilir. Bu talebin yönetim kuruluna noter aracığıyla iletilmesi gerekir.
Yönetim kurulu çağrıyı kabul ederse genel kurul en geç 45 gün içinde yapılacak şekilde toplantıya çağrılır. Aksi hâlde çağrı istem sahiplerince yapılabilir. Fakat yönetim kurulu çağrıyı reddederse veya talebe 7 iş günü içerisinde olumlu cevap vermezse, söz konusu azınlık pay sahipleri genel kurulun toplantıya çağrılması için yetkili mahkemeye başvurabilir. Mahkeme talebi uygun görürse, gündemi düzenlemek ve çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atayabilir ve kayyım ilgili işlemleri gerçekleştirir.
Bakanlık Temsilcisi Görevlendirilmesini Talep Etme Hakkı
Azınlık pay sahipleri, Yönetmelik m. 35(3) çerçevesinde Bakanlık temsilcisinin bulunması zorunlu olmayan genel kurul toplantılarında Bakanlık temsilcisinin atanması için şirkete gerekçeleri bildirmek suretiyle talepte bulunabilir. Şirketin ise bu talebi görevlendirme makamına iletmesi zorunlu kılınmıştır. Eğer bu şekilde Bakanlık temsilcisinin görevlendirilmesine karar verilirse, Bakanlık temsilcisinin yokluğunda alınan genel kurul kararları geçersiz olur.
Denetçinin Görevden Alınması Davası
Azınlık pay sahipleri TTK m. 399(4) uyarınca denetçinin görevden alınmasını ve yerine başka denetçi atanmasını yetkili mahkemeden talep edebilir. Bu talebin ileri sürülebilmesi için özellikle de denetçinin tarafsızlığına dair bir kuşkunun söz konusu olması veya denetçinin şahsına ilişkin haklı bir sebebin varlığı gerekmektedir.
Finansal Tabloların Görüşülmesinin Ertelenmesi Hakkı
Azınlık pay sahipleri TTK m. 420 kapsamında, genel kurul sırasında finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların ertelenmesini isteyebilir. Bu istemi için ise azınlığın herhangi bir gerekçe göstermesi zorunlu değildir.[14] Belirtmek gerekir ki TTK m. 413 çerçevesinde yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ve yenilerinin seçimi finansal tablolarının müzakeresi maddesiyle ilgili sayılır. Bunun yanında yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu ile denetçinin raporu, yönetim kurulu üyelerinin ibrası ve kâr payının dağıtılmasının görüşüleceği gündem maddeleri de finansal tabloların görüşülmesi ile bağlantılıdır.[15] Azınlığın bu istemi üzerine başkaca bir oylama veya karar almasına gerek olmaksızın genel kurul, toplantı başkanı tarafından 1 ay sonraya bırakılır.
Azınlık pay sahipleri, ikinci genel kurulda da finansal tabloların müzakeresinin geri bırakılmasının isteyebilir. Fakat bu talebin yapılabilmesi için finansal tabloların itiraza uğrayan ve tutanağa geçmiş bulunan noktaları hakkında, ilgililer tarafından dürüst hesap verme ölçüsü ilkeleri uyarınca cevap verilmemiş olması şarttır.
Özel Denetim
Her bir pay sahibi TTK m. 438 uyarınca, pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli olduğu takdirde ve yukarıda bahsedilen bilgi alma veya inceleme hakkı daha önce kullanılmışsa, belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturulmasını, gündemde yer almasa bile genel kuruldan isteyebilir. Bu şekilde özel denetim isteme hakkı tüm pay sahipleri tarafından kullanabilir. Genel kurul istemi onaylarsa, şirket veya her bir pay sahibi 30 gün içinde, yetkili mahkemeden özel denetçi atanmasını isteyebilir.
Bununla birlikte genel kurul özel denetim talebini reddederse, bu sefer azınlık pay sahipleri veya paylarının itibarî değeri toplamı en az bir milyon TL olan pay sahipleri 3 ay içinde yetkili mahkemeye başvurarak özel denetçi atanmasını talep edebilir. Bu bakımdan davacı; kurucuların veya şirket organlarının, kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal ederek, şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarını, ikna edici bir şekilde ortaya koyarsa mahkeme özel denetçi atar.
Atanan özel denetçi inceleme sonucu hakkında şirket sırlarını da koruyarak mahkemeye ayrıntılı bir rapor sunar; mahkeme de raporu şirkete tebliğ eder. Bunun ardından mahkeme, şirketin raporun açıklanmasının şirket sırlarını veya şirketin korunmaya değer diğer menfaatlerini zarara uğratıp uğratmayacağına ve bu sebeple istem sahiplerine sunulmamasına ilişkin istemini değerlendirerek karar verir ve raporu gerekli gördüğü şekilde şirket ve talebi gerçekleştiren azınlık pay sahiplerine sunar. İlgili sürecin sonunda yönetim kurulu, raporu ve buna ilişkin değerlendirmeleri, ilk genel kurulda pay sahiplerine sunar.
Kuruluş ve Sermaye Artırımından Doğan Sorumlulukta İbraya Engel Olma
TTK m. 559’a göre kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin ve denetçilerin, şirketin kuruluşundan ve sermaye artırımından doğan sorumlulukları, ilgili işlemin tescili tarihinden itibaren 4 yıl geçmedikçe sulh ve ibra yoluyla kaldırılamaz. Bu sürenin geçmesinden sonra da sulh ve ibra ancak genel kurulun onayıyla geçerlilik kazanabilir. Fakat azınlık pay sahipleri bu kararın onaylanmasına karşı ise sulh ve ibra kararı genel kurulca onaylanamaz.
Haklı Sebeple Fesih
Azınlık pay sahipleri, TTK m. 531 uyarınca haklı sebeplerin söz konusu olduğu durumlarda yetkili mahkemeden şirketin feshine karar vermesini talep edebilir. Haklı sebepler arasında, somut olayın şartları da dikkate alınmak suretiyle, çoğunluk veya hâkim pay sahiplerinin şirketi dürüstlük kuralına aykırı yönetmesi, şirket varlıklarının haksız bir şekilde kullandırılması veya aktarılması, azınlığın kâr payından uzun süre boyunca geçerli bir sebep olmadan mahrum bırakılması, bilgi alma ve inceleme hakları ile diğer pay sahipliği haklarının sistematik ihlali gibi durumlar sayılabilir.[16] Şirketin feshi son çare olarak uygulanmalıdır ve mümkünse şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi esastır. Bu noktada mahkeme fesih yerine azınlık pay sahiplerinin şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir alternatif çözümlere karar verebilir.
İmtiyazlar
Esas sözleşme ile düzenlenmesi koşuluyla belirli paylara diğerleri karşısında üstün haklar tanınarak imtiyazlar yaratılabilir. Bu bakımdan aktivist pay sahibinin halihazırda imtiyazlı paylara sahip olduğu durumlarda bu haklardan yararlanılarak pay sahibi aktivizmi faaliyetlerini genişletebilir.
Bunların başında TTK m. 360 hükmünde düzenlenen yönetim kurulunda temsil edilme imtiyazından bahsedilebilir. İlgili hüküm uyarınca belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azınlığa yönetim kurulunda temsil edilme imtiyazı esas sözleşme ile tanınabilir. Bu imtiyazı kullanabilen pay sahipleri, şirket faaliyetleri hakkında daha fazla bilgiye ve etkiye yönetim kurulundaki temsilcileri aracılığıyla sahip olabilir.[17] Buna ek olarak yönetim kurulu üyeliğinden kaynaklanan hakların da yönetim kuruluna karşı kullanılması söz konusu olabilir.
Diğer taraftan paylara başka imtiyazların da tanınması mümkündür. Örneğin pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında belge sureti isteme hakkı belirli paylara imtiyaz tanınması suretiyle genişletilebilir[18] veya oyda imtiyaz tanınan payları elinde bulunduran pay sahiplerinin belirli genel kurul kararları açısından söz sahibi olması sağlanabilir.
Son olarak esas sözleşmenin değiştirilmesine dair bir genel kurul kararı imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal edecek nitelikte ise bu karar, imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunda onaylanmadıkça uygulanamaz. Bununla birlikte yönetim kurulu, ilgili genel kurul kararının imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal etmediği gerekçesi ile özel kurulun onaylamama kararı aleyhine dava açabilir.
Pay Sahipleri Sözleşmesinden Kaynaklanan Haklar
Şirketin pay sahipleri arasında bir pay sahipleri sözleşmesinin bulunması halinde şirketteki güç dengesinin korunabilmesi adına bir pay sahibine çeşitli hakların tanınması mümkün olabilir.[19] Bu bakımdan pay sahipleri sözleşmelerinde şirketin kurumsal yönetimi açısından yönetim kurulu ile genel kurul toplantılarının nerede, ne zaman ve nasıl yapılacağı, toplantı ve karar yeter sayılarının ne olacağı, karar alınmasını zorunlu kılan belirli işlemlerin tespiti, yönetim kurulunun yapısı ve şirket faaliyetlerinin düzeni, genel kurulda alınacak belirli kararlara dair oy sözleşmeleri, ortakların bilgi alma ve inceleme hakları, şirketten çıkışı sağlayabilecek satım (put option) veya birlikte satma (tag along) hakları, şirket organlarının kilitlenmesi durumunda çözüm mekanizmaları gibi çeşitli hükümler düzenlenebilir. Dolayısıyla aktivist pay sahibinin tarafı olduğu pay sahipleri sözleşmesi aktivist pay sahiplerinin menfaatlerini koruyacak şekilde baştan tasarlanabilir ya da sözleşme tahtında var olan hakları aktivizm faaliyetleri çerçevesinde kullanılabilir.
Sonuç
Yukarıda pay sahibi aktivizmi çerçevesinde pay sahiplerinin kullanabileceği bazı haklar ile araçlara değinilmiştir. Bu hakların ve araçların birbirleri ile ilişkili oldukları, birbirlerini tetikleyebilecekleri veya birlikte kullanılmak suretiyle daha etkili sonuçlar doğurabilecekleri unutulmamalıdır. Yine bu makalede bahsedilmemiş başka hak ve araçların da pay sahibi aktivizmi faaliyetlerinde kullanılabileceği belirtilmelidir. Her somut olay ise kendi içinde ayrıca incelenmeli ve söz konusu hak ve araçların kullanımı hukuki değerlendirmeden geçirilmelidir.
Pay sahibi aktivizminin sağladığı başlıca faydalar arasında şirket değerinin arttırılması, şirketin kurumsal yönetim ve performansını geliştirilmesi, aşırı masraflarının kısılması, denetim ve gözetimin sağlanması gibi hususlar belirtilebilir.[20] Bununla birlikte kısa vadede fayda etme hedefiyle gerçekleştirilen pay sahibi aktivizmi faaliyetlerinin şirketin uzun vadeli yatırımlarını olumsuz etkileyebileceği endişesi pay sahibi aktivizmi ile ilgili yapılan en temel eleştiri olarak karşımıza çıkmaktadır.[21]
Bu noktada şirketin menfaat sahipleri arasında uygun bir dengenin gözetilmesi tüm taraflar açısından faydalı olacaktır. Aktivist pay sahipleri ile şirketin yönetim kurulu ve kontrolü elinde tutan hâkim pay sahipleri arasında etkili bir iletişim kurulması, yapıcı eleştiri ve önerilerin dinlenmesi, talep edilen uygulamaların objektif bir biçimde değerlendirilmesi ve şirketin hem kısa vade hem de uzun vade stratejilerinin gözetilmesi pay sahibi aktivizminin başarısını sağlayacağı gibi şirketin tüm menfaat sahiplerine katacağı değeri de arttıracaktır.
——
[1] Semih Sırrı Özdemir, Halka Açık Anonim Şirketlerde Pay Sahibi Eylemciliği (Aktivizmi), Yetkin Yayınları, 2023 (“Özdemir”), s. 1, 12-16; Cansu Cindoruk, “Kurumsal Yatırımcıların Pay Sahibi Aktivizmi: Hedef Şirketlere Yönelik Fayda ve Sakıncalar”, Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 13, S. 1, 2025 (“Cindoruk”), s. 332-333; Ekrem Solak, “Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği Hukukları Kapsamında Pay Sahibi Aktivizmi Düzenlemeleri”, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 16, S. 2, 2019 (“Solak”), s. 130-132, 135; Beyza Nur Bilen, Minority Shareholder Activism in Turkey, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2023 (“Bilen”), s. 28-31, 64-65; Emre Ergin ve İlkay Ejder Erturan, “Shareholder Activism: Telecommunication Industry In Turkey”, Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, C. 39, S. 1, 2017 (“Ergin / Erturan”), s. 105; Yavuz Selim Günay, Hukuki Yönleriyle Girişimciliğin Finansmanı ve Girişim Sermayesi (Venture Capital), On İki Levha Yayıncılık, 2024 (“Günay”), s. 381, dipnot [1426].
[2] Özdemir, s. 1, 12-16, 31 vd.; Cindoruk, s. 332-337; Solak, s. 130-135; Bilen, s. 28-40; Ergin / Erturan, s. 104; Günay, s. 381, dipnot [1426]; Çiğdem Yatağan Özkan, “Anonim Şirketlerde Pay Sahibi Anlayışındaki Değişimler ve Kısa Vadecilik Akımına Bir Çözüm Önerisi Olarak Sadakat Payları”, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C. 32, S. 3, 2016 (“Yatağan Özkan”), s. 180.
[3] Özdemir, s. 31-32, 112 vd.; Cindoruk, s. 335-336; Solak, s. 133; Bilen, s. 36-39, 44; Ergin / Erturan, s. 108.
[4] Özdemir, s. 1.
[5] Özdemir, s. 92, 229-230; Cindoruk, s. 339.
[6] Özdemir, s. 7-8, 249; Bilen, s. 64; Ergin / Erturan, s. 107, 114.
[7] Özdemir, s. 22, 132 vd.; Solak, s. 132, 135; Cindoruk, s. 332, 339; Bilen, s. 32.
[8] Günay, s. 380-381; Abdurrahman Kayıklık, “Anonim Şirkette Azınlığın Korunması: Kim İçin, Neden ve Nasıl Bir Koruma?”, İstanbul Hukuk Mecmuası, C. 80, S. 2, 2022 (“Kayıklık”), s. 430.
[9] Ersin Çamoğlu (Reha Poroy ve Ünal Tekinalp), Ortaklıklar Hukuku I, 14. Baskı, Vedat Kitapçılık, 2019 (“Çamoğlu (Poroy / Tekinalp), Ortaklıklar I”), s. 608; Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, C. II, 5. Baskı, Ankara, 2025 (“Pulaşlı”), s. 1170-1173
[10] Çamoğlu (Poroy / Tekinalp), Ortaklıklar I, s. 608; Pulaşlı, s. 1177-1179.
[11] Çamoğlu (Poroy / Tekinalp), Ortaklıklar I, s. 594; Pulaşlı, s. 1072-1074.
[12] Özdemir, s. 57-60.
[13] TTK’da ilgili terim “azlık” olarak ifade edilmekle birlikte uygulamada yaygın olduğu üzere “azınlık” kelimesini tercih edilmiştir.
[14] Pulaşlı, s. 1013.
[15] Çamoğlu (Poroy / Tekinalp), Ortaklıklar I, s. 571.
[16] Ünal Tekinalp (Reha Poroy ve Ersin Çamoğlu), Ortaklıklar Hukuku II, 14. Baskı, Vedat Kitapçılık, 2019 (“Tekinalp (Poroy / Çamoğlu), Ortaklıklar II”), s. 352 vd.; Kayıklık, s. 437.
[17] Kayıklık, s. 440.
[18] Tekinalp (Poroy / Çamoğlu), Ortaklıklar II, s. 57.
[19] Gül Okutan Nilsson, Anonim Ortaklıklarda Paysahipleri Sözleşmeleri, Çağa Hukuk Vakfı Yayınları, 2004, s. 77.
[20] Özdemir, s. 173; Cindoruk, s. 340-342; Ergin / Erturan, s. 114; Serkan Ünal, “Serbest Yatırım Fonlarının Aktivist İşlemlerin Hisse Fiyat Performanslarının Analizi”, Finansal Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi, C. 12, S. 23, 2020, s. 672, 690.
[21] Özdemir, s. 55; Cindoruk, s. 342-344; Solak, s. 133; Yatağan Özkan, s. 180; Bilen, s. 37; Ergin / Erturan, s. 103, 106. Kısa vadecilik ile ilgili ayrıntılı açıklamalar için bkz. Yatağan Özkan, s. 157 vd.


