Skip to main content

I. Giriş

Uluslararası hukuk, iklim değişikliğiyle mücadelede hem devlet sorumluluğunun hem de özel aktörler üzerindeki düzenleyici denetimin daha fazla tanınmasına yönelik bir paradigma değişimi yaşamaktadır. Uluslararası Adalet Divanı, İklim Değişikliği Konusunda Devletlerin Yükümlülükleri Danışma Görüşü’nde, uluslararası yükümlülüklerin yerine getirilmesinin, devletlerin ulusal azaltım tedbirleri yoluyla gerekli özeni göstermelerini gerektirdiğini belirtmiştir.[1] Bu özen, kamu otoritelerinin ötesine geçerek devletin yargı yetkisi altındaki özel aktörleri de kapsamaktadır.[2] Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi de İklim Değişikliği Danışma Görüşü’nde, gerekli özen yükümlülüğünün, söz konusu faaliyetlerin çoğunlukla özel şahıslar veya kuruluşlar tarafından yürütüldüğü durumlarda özellikle önem arz ettiğini belirtmiştir.[3] Bu bağlamda, devletler giderek artan bir şekilde piyasa temelli araçlara, özellikle de emisyon ticareti sistemlerine (ETS) yönelmektedir.

Sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik piyasa temelli bir politika aracı olan ETS, iklim değişikliğiyle mücadeleye kararlı hükümetler için giderek daha önemli bir politika mekanizması haline gelmektedir. 2026 yılı itibarıyla dünya çapında 41 ETS faaliyet göstermekte olup bu sistemler küresel GSYİH’nın %63’ünü, dünya nüfusunun yarısından fazlasını ve G20 ülkelerinden 14’ünü kapsayan yargı bölgelerindeki küresel sera gazı emisyonlarının %26’sını kapsamaktadır.[4] Türkiye de dahil olmak üzere 16 hükümet daha ETS çerçevelerini değerlendirmekte veya tasarlamaktadır, Türkiye bu yıl pilot sistemini devreye sokmaya hazırlanmaktadır.[5]

ETS’lerin hızla yaygınlaşmasıyla birlikte, özellikle üst sınırların nasıl tanımlandığı, ücretsiz tahsisatların nasıl dağıtıldığı ve karbon kredilerinin kullanımı da dahil olmak üzere hangi uyum seçeneklerinin mevcut olduğu konularında sistem tasarımları arasında belirgin farklılıklar ortaya çıkmaktadır.[6]

Bu makale, farklı ETS tasarım modellerini incelemektedir. Karşılaştırmalı bu analiz üzerine inşa edilen makale, Türkiye’de filizlenmekte olan emisyon ticaret sistemini küresel ETS uygulamalarının genel çerçevesi içinde konumlandırmakta ve değerlendirmektedir.

II. Emisyon Ticaret Sistemleri

A. Kökeni ve İlk Uygulamaları

1968 yılında ekonomist John Dales, “üst sınır ve ticaret” (cap-and-trade) sistemini hükümet tarafından oluşturulan bir kirlilik hakları piyasası olarak kavramsallaştırmıştır: Devlet, piyasada kıtlık sağlamak için toplam izin verilen emisyonlara bir üst sınır getirecek ve emisyon üreticilerinin doğrulanabilir emisyonlarına karşılık bulundurmaları gereken, piyasada ticareti yapılabilen kirlilik kredileri ihraç edecektir.[7] O dönemde Dales’in sisteminin temel sınırlaması, emisyon ticareti piyasasının icra edilebilir, zorlama unsuru oluşturacak bir tür kıtlık yaratmadan işleyemeyeceğiydi.[8] Bu kıtlığı sürdürmek için otoritelerin sürekli ve gerçek zamanlı verilere sahip olması gerekiyordu ki her bir kuruluşun gerçek emisyonlarını izin verilen kotalarla karşılaştırabilsinler.[9]

ABD, 1990 yılında dünyanın ilk emisyon ticaret sistemini hayata geçirmiştir.[10] 1990 ABD Temiz Hava Yasası Değişiklikleri, Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı’nın (EPA) daha önceki kirletici bazında, teknoloji odaklı yaklaşımından uzaklaşarak maliyet etkin, piyasa temelli düzenlemeye geçişi simgelemektedir.[11] Bu model, aslen karbon dioksit için değil, asit yağmuruna yol açan kükürt dioksit (SO₂) için geliştirilmiş ve bu alanda oldukça başarılı sonuçlar vermiştir.[12] ABD’de SO₂ emisyonlarında ve buna bağlı çevresel zararlarda kaydedilen önemli azaltımlar,[13] 1990 Değişikliklerinin IV. Başlığını çağdaş karbon piyasaları için bir örnek model olarak öne çıkarmıştır. Avrupa Birliği’nin cap-and-trade sistemi benimsemesi de en azından kısmen bu başarıdan ilham almıştır.[14]

B. Kyoto Protokolü ve Modern ETS’ler

ETS, uluslararası hukukta tanınmadan önce öncelikle ulusal/piyasa temelli bir politika olarak ortaya çıkmıştır. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (UNFCCC) ek olarak 1997 yılında imzalanan Kyoto Protokolü (Protokol), bu politikanın devletlerarası düzeye yayılması ve daha gelişmiş hale gelmesi açısından önemli bir adım olmuştur.

Protokol, sanayileşmiş ülkeler ve geçiş ekonomileri için bireysel sera gazı azaltım hedefleri belirleyerek UNFCCC’yi işler hale getirmiştir.[15] Örneğin, 1. Taahhüt Dönemi’nde (2008-2012), katılımcı ülkeler 1990 seviyelerine göre ortalama %5 oranında azaltım taahhüdünde bulunmuşlardır.[16] Protokol’ün temel ilkesi, “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler”dir,[17] böylece Protokol yalnızca gelişmiş ülkeleri bağlayıcı nitelikte olmuştur: Ek I tarafları yasal olarak bağlayıcı azaltım hedeflerine tabi tutulurken, Ek I tarafı olmayan ülkeler emisyonları sınırlamaya teşvik edilmiş ancak spesifik azaltım hedefleriyle yükümlü tutulmamıştır.

Kyoto Çerçevesi, ulusal emisyon ticaret sistemlerinin yaygınlaşmasını da hızlandırarak, 2005 yılında yalnızca AB Emisyon Ticaret Sistemi varken[18] bugün 41 aktif sisteme ulaşılmasını sağlamıştır.[19] Bu hızlı genişleme tekdüze olmamıştır, tasarım açısından temel ayrım, “mutlak üst sınır modeli” ile “yoğunluk temelli sınır modeli” arasında görülmektedir.

Mutlak üst sınır modeli, belirli bir dönem içindeki toplam emisyonlara sabit ve önceden belirlenmiş bir sınır getirir,[20] sınırlı sayıda emisyon hakkı aracılığıyla genel kirliliği sınırlayarak çevresel bütünlüğü sağlar.[21] Bu modelin esnek olmaması, emisyon haklarına olan talebin arttığı ekonomik büyüme dönemlerinde sanayi için daha yüksek uyum maliyetlerine yol açabilir.[22]

Yoğunluk temelli sınır modeli ise sabit bir tavan belirlemek yerine birim üretim başına kıyas değerleri belirleyerek emisyonları çıktıya göre düzenlemektedir.[23] Bu model performansa dayalı tahsisat alımı ya da üretimiyle esneklik sağlamakla birlikte[24] üretim arttıkça toplam emisyonların azalmasını güvence altına alamamaktadır.[25]

1. Mutlak Üst Sınır Modelini Benimseyen Yetki Bölgeleri

Dünya genelinde aktif faaliyet gösteren 41 emisyon ticaret sisteminin yaklaşık yarısı mutlak bir üst sınıra dayanırken yoğunluk temelli sistemler esas olarak Çin’in ulusal ETS’sinin kapsamının genişliği nedeniyle ETS’ler kapsamındaki toplam emisyonların yaklaşık %75’ini oluşturmaktadır.[26]

Mutlak üst sınır yaklaşımını benimseyen yetki bölgeleri arasında AB ETS, ticaret hacmi ve piyasa değeri bakımından en eski ve en büyük sistem olma özelliğini korumaktadır.[27] 2003/87/EC sayılı Direktif kapsamında kurulan sistem, şu anda AB’nin 2030 iklim hedefleriyle uyumlu olarak üst sınırı kademeli biçimde sıkılaştıran yıllık doğrusal azaltım faktörleriyle birlikte Faz IV’te (2021-2030) yer almaktadır.[28]

Mutlak üst sınır sistemini kullanan diğer önemli bölgeler arasında 2015 yılında ETS’yi hayata geçiren Güney Kore ile Brexit’in ardından 2021 yılında kendi sistemini oluşturan Birleşik Krallık sayılabilir.[29]

2. Yoğunluk Temelli Sınır Modelini Benimseyen Yargı Bölgeleri

Temmuz 2025 itibarıyla Türkiye de yoğunluk temelli sınır modelini benimseyerek emisyon ticareti sisteminin yasal temelini oluşturan ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı’nın başkanlığında diğer ilgili düzenleyici kurumlarla birlikte bir Karbon Piyasası Kurulu kuran İklim Kanunu’nu kabul etmiştir.[30] Öte yandan Türkiye’nin COP31 ortağı Avustralya ne tamamen mutlak sınırlama ne de tamamen yoğunluk temelli bir sistem uygulamaktadır. Kurduğu Koruma Mekanizması (Safeguard Mechanism) kapsamında, yıllık 100.000 metrik ton CO₂ eşdeğerinden fazla emisyon salan tesisler, tesise özgü emisyon referans değerlerine tabidir: Referans değerinin altında performans gösteren kuruluşlar, ticarete konu olan Avustralya Karbon Kredi Birimleri üretirken, bu değeri aşanlar ise uyum sağlamak için kredi satın almak ve teslim etmek zorundadır.[31]

Bir diğer önemli referans noktası ise Çin ETS’sidir. AB ETS, ticaret hacmi ve piyasa değeri bakımından en büyük sistem olmayı sürdürürken Çin’in sistemi, kapsadığı emisyon miktarı açısından küresel ölçekte en büyük konumundadır.[32] Çin ETS’si, tahsisatların çıktı ve sektöre özgü kıyaslamalar temelinde belirlendiği yoğunluk temelli sınır modeline göre işlemektedir.[33] Nitekim Ağustos 2025’te Çinli yetkililer, ulusal ETS’yi 2027 yılına kadar yoğunluk temelli sınır modelinden mutlak üst sınır modeline geçirmeye yönelik bir yol haritası açıklamıştır.[34]

III. Türk İklim Kanunu Çerçevesi

A. Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik

Türkiye, 2015 yılından bu yana 800’den fazla tesisi kapsayan bir İzleme, Raporlama ve Doğrulama (MRV) sistemi uygulamaktadır.[35]

Bu çerçeve, hâlihazırda 2014 tarihli Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik (MRV Yönetmeliği) tarafından düzenlenmektedir. Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği Taslağı’nın (Taslak Yönetmelik) yürürlüğe girmesiyle birlikte MRV Yönetmeliği’nin yürürlükten kaldırılması ve izleme, raporlama ile doğrulama yükümlülüklerinin mevcut yükümlülüklerin büyük ölçüde korunarak daha geniş ETS mimarisine entegre edilmek suretiyle yeni çerçeve içinde birleştirilmesi öngörülmektedir.[36]

Bu sistem, yanma tesisleri ile petrol arıtma, kok üretimi, demir-çelik, çimento, cam, seramik ve diğer sektörler dahil olmak üzere enerji ve sanayi sektörlerindeki endüstriyel tesislerin sera gazı emisyonlarının etkin bir şekilde kaydedilmesini ve doğrulanmasını sağlamıştır.[37] MRV Yönetmeliği’nin Ek-1’inde listelenen kapsam dahilindeki tesisler, Türkiye’nin toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık yarısını oluşturmaktadır.[38] MRV çerçevesi, işlevsel bir ETS için kritik bir ön koşuldur. Bir emisyon ticareti sisteminin çevresel bütünlüğü, üst sınırının uygulanabilirliğine dayanır: gerçek emisyonlar sürekli ve doğru bir şekilde ölçülüp raporlanmadıkça ve bağımsız olarak doğrulanmadıkça, kapsama dahil kuruluşların izin verilen kotaları dahilinde faaliyet gösterip göstermediklerini belirlemek ya da karbon fiyat oluşumunun dayandığı yapay kıtlığı sürdürmek imkânsızdır. Sağlam bir MRV olmadan, kota kıtlığı uygulanamaz hale gelir, fiyat sinyali çöker ve sistemin emisyon azaltma hedefi zayıflar.

MRV sistemi üç temel yükümlülükten oluşmaktadır: işletmeciler, sera gazı emisyonlarının izlenmesine başlamadan en az altı ay önce hazırlayacakları izleme planını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına onay için sunmak,[39] söz konusu plan doğrultusunda emisyonlarını izlemek, yıllık emisyon raporlarını akredite bağımsız bir doğrulayıcı kuruluşa doğrulatmak[40] ve nihayet yıllık emisyon raporlarını raporlama döneminin sona erdiği yılın 30 Nisan tarihine kadar sunmakla yükümlüdürler.[41]

7552 sayılı Türkiye İklim Kanunu (İklim Kanunu), belirli raporlama yükümlülüklerinin ihlali hâlinde idari yaptırımlar öngörmektedir. Kanun’un 14. maddesi uyarınca doğrulanmış sera gazı emisyon raporunu öngörülen süre içinde sunmayan işletmecilere 500.000 TL’den 5.000.000 TL’ye kadar idari para cezası verilmekte, ETS kapsamında faaliyet gösteren tesisler söz konusu olduğunda bu miktar iki katına çıkmaktadır.[42] Bunun yanı sıra bilgi, belge veya veri sunma yükümlülüklerine aykırı davranan ya da yanıltıcı beyanda bulunan işletmecilere 170.000 TL idari para cezası uygulanmaktadır.[43]

B. Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi

Temmuz 2025’te yürürlüğe giren İklim Kanunu, ulusal bir emisyon ticaret sistemi için hukuki zemin oluşturmaktadır. Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği Taslağı (Taslak Yönetmelik) henüz kabul edilmemiş olsa da sistemin nasıl tasarlandığına ilişkin önemli ipuçları sunmaktadır. Taslak Yönetmelik’in bağlayıcı olmadığı notunu düşmekle birlikte yoğunluk temelli sınır modellerinin daha iyi anlaşılması açısından çalışmanın bu bölümünde Taslak Yönetmelik esas alınarak birtakım değerlendirmeler yapılacaktır. Taslak Yönetmelik, yıllık emisyon eşiklerine dayalı bir tesis sınıflandırması öngörmektedir. Yılda 50.000 tonun altında CO₂ eşdeğeri emisyon salan tesisler Kategori A olarak sınıflandırılmakta ve ETS kapsamı dışında tutulmaktadır.[44] Kategori B ve C ise sırasıyla 50.000 ila 500.000 ton ve 500.000 tonun üzerinde emisyon salan tesisleri kapsamaktadır.[45] Buna ek olarak, üniversiteler ve hastaneler gibi kamu hizmeti sunan tesisler ile araştırma ve geliştirme faaliyetleri yürüten tesisler, emisyon düzeyleri ne olursa olsun kapsam dışında tutulmaktadır.[46]

1. Sera Gazı Emisyon İzni

Kapsam dahilindeki tesislerin faaliyetlerine başlamadan önce sera gazı emisyon izni almaları zorunludur.[47] İzinler beş yıl süreyle geçerli olup yenileme başvurularının sürenin dolmasından en az altı ay önce yapılması gerekmektedir.[48] Bir işletmenin birden fazla tesiste faaliyet göstermesi hâlinde her tesis için ayrı izin alınması şarttır.[49] Kapsam dahilindeki tesisler, kasıtlı olarak yanlış bilgi sunulması veya teslim yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi dahil olmak üzere ciddi ihlal hâllerinde izin iptaliyle karşılaşabilir.[50]

ETS’nin uygulanması, uygulama dönemleri çerçevesinde yapılandırılmaktadır. Pilot Dönem 2026 ve 2027 yıllarını kapsamaktadır.[51] Bu dönemin ardından sistem tam anlamıyla işler hâle gelecek ve birinci uygulama dönemi 2028-2030 ile 2031-2035 yıllarını kapsayan iki alt dönem olarak yürütülecektir.[52]

2. Uygulama Döneminin Sistem Tasarımı

Türkiye ETS’si, üst sınırın birim üretim başına emisyon miktarı referans alınarak belirlendiği yoğunluk temelli bir üst sınır modeline sahip cap-and-trade sistemi olarak tasarlanmıştır.[53] Bu sistem kapsamında Türkiye Karbon Piyasası Kurulu (Kurul), İklim Değişikliği Başkanlığının önerisiyle kapsam dahilindeki her tesis için tahsis edilecek ücretsiz tahsisat miktarını belirlemektedir.[54] Tahsisat, belirli bir süre boyunca bir ton karbondioksit eşdeğerinde sera gazı emisyon hakkı tanıyan, kaydi ihraç edilen devredilebilir bir hak olarak tanımlanmaktadır.[55]

a. Ücretsiz Tahsisatların Dağıtımı

Yukarıda da belirtildiği üzere, uygulama döneminin başında kapsam dahilindeki tüm işletmelere ücretsiz tahsisat verilmektedir. Kaç adet ücretsiz tahsisat tahsis edileceğine ilişkin belirlemede ise sistem, kapsam dahilindeki tüm tesislere tek tip bir formül uygulamaktadır: ücretsiz tahsisatlar, (i) kıyas değeri, (ii) sektörel faaliyet katsayısı ve (iii) her alt tesisin faaliyet seviyesi çarpılarak hesaplanmaktadır.[56]

Tesisin faaliyet seviyesi, her alt tesisin ilgili uygulama yılındaki fiilî üretim çıktısını yansıtmakta[57] ve Faaliyet Seviyesi Raporu aracılığıyla raporlanıp doğrulanmaktadır.[58]  Sektörel faaliyet katsayısı Kurul tarafından belirlenmekte[59] ve başta karbon kaçağı riski olmak üzere sektöre özgü değerlendirmeleri dikkate alacak biçimde dağıtımı ayarlamaktadır.[60] Karbon kaçağına karşı savunmasız olduğu değerlendirilen sektörler, yani yüksek karbon maliyetlerinin üretimin iklim düzenlemelerinin daha az katı olduğu ülkelere taşınmasını teşvik edebileceği sektörler, daha yüksek bir katsayı ile değerlendirilir. Bu da rekabet gücünü korumak amacıyla bu sektörlerin ücretsiz emisyon hakkı miktarını fiilen artırır. Kıyas değeri, ilgili sektördeki tesislerin emisyon yoğunluğunu temsil etmekte[61] ve endüstriyel tesislere ait raporlar esas alınarak belirlenmektedir.

Bu noktada kritik bir hususa dikkat çekmek gerekir: tahsisat hesabı tesisin bütünü için değil, belirli bir ürüne, ölçülebilir ısı akışına, yakıt kullanımına veya üretim sürecine göre tanımlanan alt tesisler bazında gerçekleştirilmektedir.[62] Bu yaklaşım, her birim çıktıya uygulanan kıyas değerinin söz konusu faaliyetin emisyon profiline karşılık gelmesini ve aynı tesis bünyesindeki işlevsel açıdan birbirinden farklı süreçlerin ortalamasının alınmamasını güvence altına almaktadır.

Ücretsiz tahsisatlar bu formülle hesaplandığından, bir alt tesis fiilî emisyonlarıyla eşit miktarda tahsisat alamayabilir. Bunun temel nedeni kıyas değeri adı verilen çarpandır. Kıyas değeri, sektörel emisyon verilerine dayanmakla birlikte her tesisin kendi emisyonlarını doğrudan yansıtmaz. Bunun yerine belirli bir üretim için referans niteliğinde bir emisyon düzeyi belirler. Bu durum, kıyas değerinin altında emisyon salan tesislerin ihtiyaçlarından fazla tahsisat elde edebileceği, kıyas değerinin üzerinde emisyon salan tesislerin ise uyum sağlamak için ilave tahsisat satın almak zorunda kalabileceği anlamına gelmektedir.

b. İlave Tahsisatlar

Bir alt tesisin doğrulanmış emisyonlarının ücretsiz tahsisat miktarını aşması hâlinde işletmeci, açığı kapatmak amacıyla ilave tahsisat edinmek zorundadır. Taslak Yönetmelik, kapsam dahilindeki tesislere birkaç farklı yol sunmaktadır.

Birinci yol birincil piyasadır. Birincil piyasada tahsisatlar, Ulusal Tahsisat Planı’nın yayımlanmasından itibaren on beş iş günü içinde İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından duyurulan takvime göre ihaleye çıkarılmaktadır.[63] Sistemin piyasa işletmecisi EPİAŞ olarak belirlenmiştir.[64] İkinci yol ise ikincil piyasadır. Fazladan tahsisata sahip tesisler, tahsisatlarını ikincil piyasada sürekli ticaret yöntemiyle diğer piyasa katılımcılarına satabilmektedir.[65] Bu iki kanal, sistem kapsamındaki olağan uyum yollarını oluşturmaktadır.

Taslak Yönetmelik, olağan piyasa kanallarını tükettikten sonra hâlâ açık veren tesisler için son çare niteliğinde bir ek rezerv mekanizması da öngörmektedir.[66] Ek rezervden çekilen tahsisatların fiyatı, Kasım ayının son iş günü itibarıyla birincil ve ikincil piyasalarda son üç aya ait ağırlıklı ortalama fiyatların yüksek olanının %50 fazlası olarak belirlenmektedir.[67] Böylece söz konusu seçenek istisna niteliği pekişecek biçimde kasıtlı olarak daha maliyetli kılınmıştır.

Rezerv kullanımı, Ulusal Tahsisat Planı’nda açıklanan ETS üst sınırının %10’u ile sınırlandırılmış olup Karbon Piyasası Kurulu’nun onayına tabidir.[68]

Son olarak Taslak Yönetmelik, Türkiye’de yürütülen azaltım projelerinden elde edilen karbon kredilerinin bir denkleştirme mekanizması olarak kullanılmasına, her tesisin toplam teslim yükümlülüğünün %10’unu aşmamak kaydıyla olanak tanımaktadır.[69] Pilot dönemde uygulanmayan bu esneklik mekanizması, yalnızca uygulama döneminde devreye girmektedir.[70]

c. Ulusal Tahsisat ve Yoğunluk Temelli Sınır

Türkiye ETS’si kapsamında mevcut toplam tahsisat hacmi Ulusal Tahsisat Planı (Plan) aracılığıyla belirlenmekte; Plan, ilgili uygulama yılına ilişkin doğrulanmış sera gazı emisyon raporları için öngörülen son teslim tarihinden itibaren altmış gün içinde Resmî Gazete’de yayımlanmakta ve İklim Değişikliği Başkanlığı’nın önerisi üzerine Kurul tarafından onaylanmaktadır.[71] Plan, ETS üst sınırını, dağıtılacak ücretsiz tahsisat hacmini, birincil piyasada ihaleye çıkarılacak miktarı ve uygulanması hâlinde ek rezerv tutarını ortaya koymaktadır.

Toplam üst sınır, bireysel alt tesis tahsisatlarının toplamı olarak ortaya çıkar. Bireysel alt tahsisatlar ise kıyas değerinin gerçek faaliyet seviyesiyle çarpılmasıyla hesaplanır. Sonuç olarak dolaşımdaki toplam tahsisat sayısı önceden sabitlenmez, kapsama dahil tesislerin toplam üretimine göre değişir: toplam üretim artarsa üst sınır da buna paralel olarak yükselir, üretim azalırsa üst sınır da düşer. Bu tasarım seçimi, Türk ETS’sini mutlak üst sınır modelinden ziyade yoğunluk temelli modelin içine yerleştiren unsurdur.

IV. Sonuç

Emisyon ticareti sistemleri, iklim değişikliğine yönelik düzenleyici önlemlerin temel bir aracı olarak ortaya çıkmıştır ancak bu sistemlerin tasarımı, dünyanın farklı bölgeleri arasında önemli ölçüde farklılık göstermektedir. Mutlak üst sınır modeli ve yoğunluk temelli sınırlama modeli arasındaki temel ayrım, önemli sonuçlar doğurmaktadır: İlki toplam emisyonlarda bir azalmayı garanti ederken, ikincisi toplam üretime bir üst sınır getirmeden verimlilik artışlarını teşvik etmektedir.

Türkiye ETS’si, toplam emisyon tavanını sabit bir kota sınırı yerine üretim birimi başına emisyonlara bağlayarak endüstriyel büyüme için esneklik yaratmayı amaçlamıştır. Bu durum, karbon piyasasının gelişiminin erken aşamalarında anlık mutlak azaltımlar yerine kurumsal kapasite geliştirmeye ve kademeli bir uyum sürecine öncelik veren bilinçli bir politika tercihini yansıtmaktadır.

Türkiye Kyoto Protokolü Ek 1 ülkesi olmadığı için ülke bazında kendisine belirlenen somut azaltım yükümlülükleri de bulunmamaktadır. Ne var ki yoğunluk temelli sınırlama modelinin uzun vadede yeterli olup olmayacağı hâlâ belirsizliğini korumaktadır. Avrupa Birliği ile Birleşik Krallık’ın getirdiği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmaları gibi dış mali yükümlülüklerin artmasıyla birlikte[72] karbon azaltma aracı olarak yoğunluk temelli bir üst sınırın yeterliliği muhtemelen giderek daha fazla mercek altına alınacaktır. Bu baskılara yanıt olarak Türkiye ETS’sinin nasıl gelişeceği, Çin’in yaptığı gibi mutlak üst sınır modeline geçiş yapılıp yapılmayacağı gibi konular, Türkiye’nin daha geniş kapsamlı iklim hedeflerinin önemli bir göstergesi olacaktır.

—–

[1] İklim Değişikliği Konusunda Devletlerin Yükümlülükleri Danışma Görüşü, Uluslararası Adalet Divanı, 23 Temmuz 2025 tarihli Danışma Görüşü, para. 252.

[2] Id.

[3] Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi Bağlamında Devletlerin İklim Değişikliğine İlişkin Sorumluluk ve Yükümlülükleri, Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi, 21 Mayıs 2024 tarihli Danışma Görüşü, s. 90, para. 236.

[4] International Carbon Action Partnership, “Emissions Trading Worldwide: ICAP Status Report 2026” (“ICAP Durum Raporu”), https://icapcarbonaction.com/en/publications/emissions-trading-worldwide-icap-status-report-2026, erişim 16 Haziran 2026, s. 9.

[5] İklim Değişikliği Başkanlığı, “Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği Taslağı Yayımlandı”, 22 Temmuz 2025, https://iklim.gov.tr/turkiye-emisyon-ticaret-sistemi-yonetmeligi-taslagi-yayimlandi-haber-4519, erişim 14 Haziran 2026.

[6] OECD, “Effective Carbon Rates 2025, Recent Trends in Taxes on Energy Use and Carbon Pricing”, 13 Kasım 2025, https://www.oecd.org/en/publications/effective-carbon-rates-2025_a5a5d71f-en/full-report/emissions-trading-systems-a-variety-of-designs_b98e7b5c.html, erişim 14 Haziran 2026.

[7] Daniel H. Cole, “Origins of Emissions Trading in Theory and Early Practice”, Research Handbook on Emissions Trading içinde, Stefan E. Weishaar (ed.), Edward Elgar, 2016, s. 10-11.

[8] Id., s. 11-12.

[9] Id.

[10] Siikamäki et al., “The U.S. Environmental Protection Agency’s Acid Rain Program”, Resources for the Future, Kasım 2012, https://media.rff.org/documents/Issue_Brief_EPAs_Acid_Rain_Program.pdf, erişim 26 Haziran 2026.

[11] Natural Resources Defense Council, “The Clean Air Act 101,” 23 Şubat 2026, https://www.nrdc.org/stories/clean-air-act-101, erişim 12 Haziran 2026.

[12] U.S. Environmental Protection Agency, “THE CLEAN AIR ACT – Highlights of the 1990 Amendments,” https://www.epa.gov/sites/default/files/2015-11/documents/the_clean_air_act_-_highlights_of_the_1990_amendments.pdf, erişim 16 Haziran 2026.

[13] Gabe Chan et al., “The SO2 Allowance Trading System and the Clean Air Act Amendments of 1990: Reflections on Twenty Years of Policy Innovation”, Harvard Kennedy School Belfer Center for Science and International Affairs, Ocak 2012, https://www.belfercenter.org/publication/so2-allowance-trading-system-and-clean-air-act-amendments-1990-reflections-twenty-years, erişim 26 Haziran 2026, s. 1.

[14] Id.

[15] Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği, “Process and Meetings, Kyoto Protocol”, https://unfccc.int/process-and-meetings/the-kyoto-protocol, erişim 16 Haziran 2026.

[16] Avrupa Komisyonu, “International action on climate change, The Kyoto Protocol”, https://climate.ec.europa.eu/eu-action/international-action-climate-change/kyoto-protocol_en, erişim 16 Haziran 2026.

[17] Rio Deklarasyonu İlke 7’de kodifiye edildiği üzere ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler ilkesi, çevre koruma konusunda tüm Devletlerin ortak sorumluluğu paylaştığını, ancak uluslararası yükümlülüklerinin çevre kirliliğine yaptıkları katkı oranında kapsam bakımından farklılık gösterebileceğini öngörmektedir. Özellikle gelişmiş ülkeler, ekonomilerinin yarattığı daha yüksek etki ve finansal ile teknolojik kaynaklara daha fazla erişim imkanına sahip olmaları nedeniyle daha büyük bir sorumluluk taşıdıklarını kabul etmektedirler.

[18] Avrupa Komisyonu, “Climate Action, Carbon Markets, About the EU ETS”, https://climate.ec.europa.eu/eu-action/carbon-markets/about-eu-ets_en, erişim 16 Haziran 2026.

[19] ICAP Durum Raporu, s. 23.

[20] International Carbon Action Partnership, “Cap Setting” (“Cap Setting”),  https://icapcarbonaction.com/en/cap-setting, erişim 16 Haziran 2026, s. 9.

[21] Institute for Energy Economics and Financial Analysis, “China’s Emissions Trading System (ETS) Reforms: On Track, But Needs Robust Enforcement,” 3 Kasım 2025, https://ieefa.org/resources/chinas-emissions-trading-system-ets-reforms-track-needs-robust-enforcement, erişim 16 Haziran 2026; European Commission, “About the EU ETS,” Climate Action, https://climate.ec.europa.eu/eu-action/carbon-markets/about-eu-ets_en, erişim 16 Haziran 2026.

[22]  Carbon Knowledge Hub, “Emission caps and permit allocation”, 18 Ekim 2024, https://www.carbonknowledgehub.com/factsheets/caps-and-allocation, erişim 29 Haziran 2026.

[23] Cap Setting, s. 9.

[24] Uluslararası Enerji Ajansı, “Implementing Effective Emissions Trading Systems, Defining the Role,” https://www.iea.org/reports/implementing-effective-emissions-trading-systems/defining-the-role, erişim 16 Haziran 2026.

[25] Id.

[26] ICAP Durum Raporu, s. 11.

[27] ICAP Durum Raporu, s. 40.

[28] Id.

[29] 1 Ocak 2025 tarihli Güney Kore Sera Gazı Emisyon İzinlerinin Tahsisi ve Ticareti Hakkında Kanun; 1 Ocak 2021 tarihli İngiltere Sera Gazı Emisyon Ticaret Planı 2020 Emri.

[30] International Carbon Action Partnership, “Türkiye Adopts Landmark Climate Law, Paving Way for National ETS”, https://icapcarbonaction.com/en/news/turkiye-adopts-landmark-climate-law-paving-way-national-ets, erişim 16 Haziran 2026.

[31] International Carbon Action Partnership, “Australian Safeguard Mechanism”, https://icapcarbonaction.com/en/ets/australian-safeguard-mechanism, erişim 16 Haziran 2026.

[32] International Carbon Action Partnership, “China National ETS”, https://icapcarbonaction.com/en/ets/china-national-ets, erişim 16 Haziran 2026.

[33] Id.

[34] International Carbon Action Partnership, “China issues landmark guidelines to transition to absolute cap and expand scope in National ETS”, 29 Eylül 2025, https://icapcarbonaction.com/en/news/china-issues-landmark-guidelines-transition-absolute-cap-and-expand-scope-national-ets, erişim 16 Haziran 2026.

[35] International Carbon Action Partnership, “Turkish Emission Trading System”, https://icapcarbonaction.com/system/files/ets_pdfs/icap-etsmap-factsheet-66.pdf, (“ICAP MRV”) erişim 28 Haziran 2026.

[36] Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği Taslağı (“Taslak Yönetmelik”), m. 40.

[37] ICAP MRV.

[38] Id.

[39] Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik, (“MRV Yönetmeliği”) 22 Temmuz 2014, m. 5.

[40] Id., m. 8.

[41] Id., m. 7.

[42] 2 Temmuz 2025 tarihli ve 7552 sayılı Türk İklim Kanunu, (“İklim Kanunu”) m. 14(1)(a).

[43] Id., m. 14(6).

[44] Taslak Yönetmelik, m. 4(1)(y), 5(1).

[45] Id., m. 4(1)(z), 4(1)(aa), 5(1).

[46] Id., m. 5(2).

[47] İklim Kanunu, m. 9(3).

[48] Taslak Yönetmelik, m. 8(1), 8(2).

[49] Id., m. 7(2).

[50] Id., m. 10.

[51] Id., geçici m. 1(1).

[52] Id., geçici m. 1(11), 1(12).

[53] Id., m. 4(1)(j), 4(1)(m).

[54] Id., m. 13.

[55] Id., m. 4(1)(ll).

[56] Id., geçici m. 1(4).

[57] Id., m. 4(r).

[58] Id., m. 13(5), 13(6).

[59] Id., m. 4(1)(hh).

[60] Id.

[61] Id., m. 4(1)(bb).

[62] Id., m. 4(1)(ç).

[63] Id., m. 17.

[64] Id., m. 4(1)(ee).

[65] Id., m. 18.

[66] Id., m. 16.

[67] Id., m. 16(6).

[68] Id., m. 16(5).

[69] Id., m. 25.

[70] Id., geçici m. 1(8).

[71] Id., m. 11.

[72] Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin 10 Mayıs 2023 tarihli ve (AB) 2023/956 sayılı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kurulmasına ilişkin Tüzüğü, 16 Mayıs 2023; Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin 8 Ekim 2025 tarihli ve (AB) 2025/2083 sayılı değişiklik Tüzüğü ile tadil edilmiştir, 17 Ekim 2025; HM Treasury, “Factsheet: Carbon Border Adjustment Mechanism”, 24 Nisan 2025, son güncelleme 28 Kasım 2025, https://www.gov.uk/government/publications/factsheet-carbon-border-adjustment-mechanism-cbam/factsheet-carbon-border-adjustment-mechanism, erişim 28 Haziran 2026.