Skip to main content

I.       Giriş

Yapay zekâ araçları, günlük işlere harcanan zamanı azaltarak ve bu işlerdeki verimliliği artırarak hukukçuların çalışma şeklini önemli ölçüde değiştirmiştir. Çalışma şeklindeki bu dönüşüm tahkim alanında da karşılığını bulmuş olup yapay zekâ artık hakem heyetlerine, yargılama için takvimin hesaplanması, hukuki araştırmaların yürütülmesi ve karmaşık dava dosyalarının özetlenmesi gibi görevlerde yardımcı olmaktadır. Hatta yapay zekânın bizzat hakemlerin rolünü üstlenecek bir aday olması dahi tartışılmaya başlanmıştır.[1]

Bununla birlikte, hakemler tarafından yapay zekânın kullanımı ciddi soruları ve riskleri beraberinde getirmiştir. Bunlardan en önemlisi, hakemlerin kişisel yetki alanını ihlal edecek şekilde karar verme yetkisini yapay zekâ araçlarına devretmesidir. Bu mesele aslında yeni değildir. Hakem sekreterlerinin, hakem kararının yazım sürecindeki aktif rolünün atanan hakemlerin şahsi değerlendirmesi yerine geçip geçmediği ve tarafların uyuşmazlığı çözecek hakemleri seçme hakkını ihlal edip etmediği sorusu, uzun süredir tartışma konusudur.[2] Üretken yapay zekânın ortaya çıkmasıyla birlikte bu tartışma yeni bir boyut kazanmıştır.

Bu makalede konuya ilişkin hukuki çerçeve ile ilkenin uygulamada nasıl işlediğine dair bir örnek ele alınmaktadır.

II.       Esnek Hukuk Kuralları Uyarınca Karar Verme Yetkisinin Devri Yasağı

Meseleye ilişkin çerçeveyi bugüne kadar esnek hukuk kuralları, özellikle de tahkim kurumlarının hazırladığı rehberler şekillendirmiştir.

Her bir rehber tarafından farklı şekilde ifade edilse de karar verme yetkisinin devredilmemesi prensibi ortak payda olarak öne çıkmaktadır:

  • Birleşik Hakemler Kurumu (İngilizce: Chartered Institute of Arbitrators) Rehberi’ne göre, yapay zekânın kullanımı yargılama faaliyetlerinin hukuka uygun yürütülmesi açısından riskler yaratabilir ve bu nedenle hakemler “karar verme yetkilerini yapay zekâya devretmemelidir”.[3] İlgili rehbere göre özellikle tarafsızlık ve bağımsızlık gereklilikleri çerçevesinde hakemler, kararlarının sorumluluğunu bizzat üstlenmelidir.[4]
  • Amerikan Tahkim Derneği ve Uluslararası Uyuşmazlık Çözüm Merkezi (İngilizce: American Arbitration Association and International Centre for Dispute Resolution) tarafından yayımlanan Hakemlerin Yapay Zekâ Araçlarını Kullanımına İlişkin Rehber, hakemleri yapay zekâ teknolojisinden yararlanmaya teşvik etmekle birlikte, gerekçeli değerlendirmelerini devretmemelerini ve karar verme yetkisini ellerinde tutmalarını şart koşmaktadır.[5]
  • Viyana Uluslararası Tahkim Merkezi (İngilizce: Vienna International Arbitral Centre) tarafından yayımlanan Tahkim Yargılamalarında Yapay Zekânın Kullanımına İlişkin Not ise hakemlerin karar verme sürecindeki denetimini koruması gerektiğini ve yetkilerini tamamen ellerinde tutmalarına yönelik aynı endişeleri kapsamaktadır.[6]
  • SCC Tahkim Enstitüsü (İngilizce: SCC Arbitration Institute) tarafından yayımlanan SCC Kuralları Uyarınca Yürütülen Davalarda Yapay Zekâ Kullanımına İlişkin Rehber yapay zekâ araçlarının kullanımının, karar verme yetkisinin yerini alamayacağını belirtmekte ve bu yetkinin yapay zekâ araçlarına devredilmesini yasaklamaktadır.[7]
  • Silikon Vadisi Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi (İngilizce: Silicon Valley Arbitration & Mediation Center) Rehberi de aynı derecede kesin bir tutum ile hakemlerin, yetkilerini “herhangi bir yapay zekâ aracına devretmemesi gerektiğini” vurgulamaktadır.[8]

Özetle, temel kural sabittir. Yapay zekâ, araştırma gibi konularda hakemlere yardımcı olabilse de hakemler karar verme yetkilerini bizzat kullanmalıdır.

III.       Bağlayıcı Hukuk Kuralları

Her ne kadar milletlerarası sözleşmeler ve kanunlar lafzi bakımdan hakemlerin yapay zekâ kullanımını doğrudan ele almıyor olsa da karar verme yetkisinin devredilemeyeceği ilkesi bağlayıcı hukuk kurallarına sağlam şekilde yerleşmiştir.

Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında Sözleşme’nin (“New York Sözleşmesi”) V(1)(d) Maddesi uyarınca, “hakem mahkemesinin teşekkülünün veya hakemlik usulünün tarafların anlaşmasına” aykırı olduğu durumlarda hakem kararının tanınması ve tenfizi reddedilebilir.[9] Hakem kararının iptalini düzenleyen 1985 tarihli UNCITRAL Milletlerarası Ticari Tahkim Model Kanunu’nun (“UNCITRAL Model Kanunu”) 34(2)(a)(iv) Maddesi ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 15/A(1)(b) ve (f) Maddeleri de benzer bir düzenleme getirmektedir.[10]

Buna göre, kararın temel hukuki gerekçelendirmeleri hakemler yerine yapay zekâ tarafından üretilip kaleme alınmışsa hakemlik usulü tarafların anlaşmasına aykırı sayılabilir ve karar kanun yoluna açık hale gelebilir.[11] Bununla ilişkili farklı bir çekince ise yapay zekânın kendi başına hakem olarak atandığı durumlarda ortaya çıkar. Bu durumda itirazın temeli hakem heyetinin teşekkülüyle ilgili olacaktır.[12] Bununla birlikte, tahkim anlaşmasında yapay zekânın hakem olabileceğine açıkça izin verilmişse bu tür bir itirazın kabul edilmeyeceği de öğretide savunulmuştur.[13]

İkinci bir olası dayanak ise kamu düzenidir. New York Sözleşmesi’nin V(2)(b) Maddesi uyarınca, hakem kararının tanınması veya tenfizi, kararın ilgili devletin kamu düzenine aykırı olması hâlinde reddedilebilir.[14] Hakem kararının iptalini düzenleyen UNCITRAL Model Kanunu’nun 34(2)(b)(ii) Maddesi ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 15/A(2)(b) Maddesi buna karşılık gelen düzenlemeler içermektedir.[15]

Örneğin, yapay zekâ çıktıları, sisteme sağlanan eğitim verilerindeki önyargıları yansıtarak ayrımcı kararlara yol açabilir.[16] Bu durum hakemlerin tarafsızlığını zedeleyebilir ve kararın kamu düzeni gerekçesiyle iptal edilmesine veya tenfizinin reddedilmesine neden olabilir.[17] Benzer şekilde, yapay zekânın hakemin karar verme işlevini fiilen üstlenecek ölçüde kullanılması, hakemlerin gerçek kişi olmasını şart koşan hukuk düzenlerinde kararı kamu düzenine aykırı hâle getirebilir.[18]

IV.      İlkenin Uygulanması

              A.       Hakem Sekreterlerine İlişkin Tartışmadan Çıkarılan Sonuçlar

Hakemlerin karar verme yetkisini yapay zekâya devretmesi henüz yargı denetimine pek fazla konu olmasa da aynı mesele hakem sekreterlerine yetki devri bağlamında uzun süredir tartışılmaktadır.[19] Bu konuda öne çıkan bir örnek, Yukos kararının iptali davasıdır.[20] Hollanda mahkemelerinde görülen iptal davasında Rusya Federasyonu, hakem heyetinin yetkilerini asistanına devrettiğini ileri sürerek hakem kararının iptalini istemiştir.[21] Lahey İstinaf Mahkemesi, hakem kararına yönelik bu itirazı reddetmiştir. Şöyle ki, mahkeme asistanın kararların bazı bölümlerinin kaleme alınmasına önemli katkılarda bulunduğunu varsaymakla birlikte, karar alma sürecine bizzat katıldığının ortaya konulamadığına hükmetmiştir.[22] Mahkeme, taraflar arasında aksine bir anlaşma bulunmadığı takdirde, esasa ilişkin kararların hakem heyetinin kendisi tarafından verilmesi koşuluyla, kararın hazırlanmasında asistan veya sekreterden ne ölçüde yararlanılacağının hakem heyetinin takdirinde olduğunu belirtmiştir.[23] Fransa, Almanya, İngiltere, İsviçre ve Belçika’daki mahkemeler de benzer bir görüş benimsemiş ve sekreterin yargılamadaki rolünün tarafların adil yargılanma haklarını ihlal ettiği yönündeki iddiaları istikrarlı bir şekilde reddetmiştir.[24] Bununla birlikte, hakem sekreterlerinin üstlenebileceği işlevlerin kapsamı bir ölçüde tartışmalı olsa da hakemlerin uyuşmazlığın esasının karara bağlanması dahil olmak üzere asli yetkilerini bir sekretere veya asistana devredemeyecekleri genel olarak kabul görmektedir.[25] Aynı ilke bir hakem heyetinin yargılama sorumluluklarını fiilen devredecek şekilde yapay zekâya başvurması durumunda da geçerlidir. Bir hakem kararına konu olay ve hukuki tespitlerin yeterli düzeyde insan değerlendirmesinden geçirilmeksizin bir yapay zekâ sistemi tarafından kaleme alınması durumunda karar, hakem heyetinin usulüne uygun teşekkül etmemesi veya kamu düzeni gerekçesiyle iptal davasına konu olabilir.[26]

Bu bağlamda, Kanada’da verilmiş yakın tarihli bir karar, hakem heyetinin karar verme yetkisini bir yapay zekâ aracına devretmesine ilişkin yargısal bir değerlendirme sunmaktadır.

              B.       ARIHQ v. Santé Québec

22 Nisan 2026 tarihinde Québec Yüksek Mahkemesi tarafından karara bağlanan ARIHQ v. Santé Québec davası, sağlık hizmetleri sözleşmesi kapsamında ödenmemiş ücretlere ilişkin bir uyuşmazlıkta verilen tahkim kararının iptal talebine ilişkindir.[27] Olayda Hakem, Taraflar arasında öngörülen uyuşmazlık çözüm prosedürü uyarınca Davacılar’ın sözleşmesel süreye uymadığını gerekçe göstererek taleplerini reddetmiştir.[28] Davacılar, iki gerekçeyle kararın iptalini talep etmişlerdir.[29] İlk olarak, hakem kararının, kanunda öngörülen süreden daha kısa bir sözleşmesel süre sınırı dayattığı için kamu düzenine aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir.[30] İkinci olarak, kararın var olmayan doktrin ve içtihatlara atıf yaptığını, bu durumun kararın bir yapay zekâ aracı kullanılarak hazırlandığını gösterdiğini, Hakem’in bu suretle karar verme yetkisini kararlaştırılan tahkim usulüne aykırı biçimde devrettiğini savunmuşlardır.[31]

Mahkeme, esasa girme yasağı uyarınca iptal denetiminin hakemin hukuki değerlendirmesinin doğruluğuna değil, yalnızca kararın sonucunun kamu düzeninin temel ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığına uzanabileceğini belirterek kamu düzeni itirazını reddetmiştir.[32] Mahkeme ayrıca, her halükârda, Hakem’in uyguladığı sözleşmeye dayalı sürenin kanuni zamanaşımı rejimiyle çelişmediğini belirtmiştir.[33]

Buna karşılık, Davacılar’ın tahkim usulüne aykırılık iddiaları Mahkeme tarafından kabul edilmiştir.

Somut olayda Davacılar, kararın yapay zekâ kullanılarak hazırlandığını gösteren güçlü deliller sunarken, Davalı, yapay zekâ kullanımının Québec Medeni Usul Kanunu’nun 646. Maddesinde sayılan iptal gerekçeleri arasında yer almadığını ileri sürmüştür.[34] Mahkeme, bu hükmün yapay zekâ kullanımını açıkça düzenlemediğini kabul etmekle birlikte,[35] 646. Maddenin (3) numaralı fıkrasının “hakem atama usulüne veya uygulanacak tahkim usulüne uyulmaması durumunda” kararın iptal edilebileceğini düzenlediği için bu itirazın yerinde olmadığını belirtmiştir.[36]

Mahkeme, somut olayda karar verme yetkisinin devredilmesi yasağını birbiriyle örtüşen üç ilkeye dayandırmıştır: tarafların hakem seçimindeki özerkliği, gerekçeli karar verme yükümlülüğü ve hakemlerin müzakerelerin gizliliğini koruma yükümlülüğü.[37] Bu doğrultuda Mahkeme, yapay zekâ kullanımının belirli riskleri beraberinde getirdiğini belirtmiştir.[38] Mahkeme’ye göre bu riskler başlıca var olmayan kaynaklara atıf yapılması, takdir yetkisi ve insani değerlerin noksanlığı, önyargı, müzakerelerin gizliliğinin yitirilmesi ve adalet sistemine olan kamu güveninin sarsılmasıdır.[39] Mahkeme ayrıca, mahkemelerin taraflarca dilekçe yazımında yapay zekâ kullanılmasını yaptırıma bağladığını ve bu kullanımı yargısal sürecin bütünlüğünü zedeleyen ciddi bir ihlal olarak değerlendirdiğini hatırlatmıştır.[40] Bu bağlamda Mahkeme özellikle daha önceki bildirisine atıfta bulunarak, yapay zekânın dikkatli bir şekilde kullanılması gerektiğini, tarafların yalnızca mahkeme web sitelerindeki veya yaygın olarak alıntılanan kaynaklardaki bilgileri kullanmaları gerektiğini ve sundukları belgeler üzerinde titiz bir insan denetimi sürdürmeleri gerektiğini belirtmiştir.[41] Mahkeme, karar verici makamda olanlar açısından ise risklerin daha da büyük olduğunu, yargı kararlarının karar vericinin iradesini yansıtması gerektiğini belirtmiş, yargı kararlarının hazırlanmasının başkalarına devredilmesinin Kanada Yargı Konseyi tarafından yasaklandığını hatırlatmıştır.[42]

Bununla birlikte Mahkeme karar verme yetkisini devretme yasağının hukuki araştırma, idari işler, çeviri veya atıf kontrolü konusunda yardım almayı kapsamadığını ve karar verici makamdaki kişinin meslektaşlarının görüşüne başvurmasına engel olmadığını belirtmiştir.[43] Mahkeme’nin görüşüne göre önemli olan husus, üçüncü tarafların katılımının yargılamanın bütünlüğünü tehlikeye atmaması ve gerekçelendirme sorumluluğunun karar vericide kalmasıdır.[44]

ARIHQ davasında Mahkeme, Hakem’in temel hukuki gerekçelendirmesinin yapay zekâ tarafından halüsinasyon yoluyla oluşturulan makaleler ve içtihatlar doğrultusunda şekillendiğini tespit etmiştir.[45] Dolayısıyla Mahkeme, Hakem’in karar verme yetkisini devrettiği ve sonucu gözden geçirme görevini yerine getirmediği sonucuna varmıştır.[46] Bununla birlikte, Mahkeme her hatalı atıf içeren veya yapay zekâdan yararlanılarak verilen kararın iptal edilmesi gerektiği sonucuna varılamayacağını vurgulamıştır.[47] Mahkeme’ye göre önemli olan ihlalin niteliği ve yargılamanın bütünlüğünün ne ölçüde zedelendiğidir.[48] Somut olayda, Hakem’in gerekçesinde dayandığı ancak gerçekte var olmayan ve karara esas teşkil eden kaynakları titizlikle incelemiş olması hâlinde farklı bir sonuca varabileceğini belirten Mahkeme, usule ilişkin ihlalin önemli boyutta olduğunu tespit etmiştir.[49] Dolayısıyla, Mahkeme kararı iptal etmiş ve Taraflar’ın altmış gün içinde yeni bir hakem seçmelerine hükmetmiştir.[50]

V.       Sonuç

Esnek hukuk kuralları arasında, hakemlerin karar verme yetkilerini yapay zekâya devretmemesi gerektiği konusunda açık bir fikir birliği bulunmaktadır. Bağlayıcı hukuk kuralları bu konuyu doğrudan ele almamakla birlikte kamu düzeni ve usule aykırılığa ilişkin hükümler bu durumu kapsayacak kadar geniştir. Gerçekten de yapay zekânın, hakemin karar verme görevini üstlendiği durumlarda karar, tarafların anlaştığı hakem heyeti yapısından veya tahkim usulünden sapma nedeniyle ya da kamu düzeni gerekçesiyle iptal edilme riskiyle karşı karşıya kalabilir.

Yakın zamanda verilen ARIHQ kararı, bu riskin sadece teorik olmadığını açıkça göstermektedir. Ancak karar, yapay zekâ kullanımını açıkça yasaklamamaktadır. Mahkeme’ye göre, yapay zekâ yardımıyla hazırlanan bir kararın iptal edilip edilmeyeceği, ihlalin niteliğine ve bunun yargılama sürecinin bütünlüğü üzerindeki etkisine bağlıdır.

Son olarak, belirtmek gerekir ki yasak göründüğü kadar geniş kapsamlı değildir. Yapay zekâ yardımıyla araştırma, çeviri ve atıf kontrolü gibi görevlerin yerine getirilmesi hâlâ mümkündür. Hatta bu tür bir kullanım yargılama sürecinin maliyetini ve süresini azaltabileceğinden arzu edilebilir bile olabilir.[51] Ancak, hakemin maddi vakıalar ve hukuki sorunlar üzerindeki kendi değerlendirmesi devredilemez. Bununla birlikte, bu tür bir devrin varlığı pratikte ispat sorunuyla karşı karşıya kalacaktır. ARIHQ davası ise ispat bakımından istisnai derecede kolay bir dava olmuştur. Zira gerçekte var olmayan kaynak atıfları hem ihlalin kendisini oluşturmuş hem de kanıtını ortaya koymuştur. Çoğu durumda ise yapay zekânın uygunsuz kullanıldığından şüphelenen bir taraf, hangi araçların veya veri kaynaklarının kullanıldığını ya da yapay zekâya hangi talimatların verildiğini bilemeyecektir.[52] Dolayısıyla, Hakem’in karar verme yetkilerini yapay zekâya devrettiği, ancak bunu ortaya koyacak izler bırakmadığı durumlarda, tarafın ihlali ispatlaması önemli ölçüde zorlaşabilir ve Mahkeme’nin benimsediği ölçütün uygulanması da aynı ölçüde güçleşebilir.

—–

[1] Bkz. Gizem Halis Kasap, “Can Artificial Intelligence (“AI”) Replace Human Arbitrators? Technological Concerns and Legal Implications”, Journal of Dispute Resolution, Cilt 2021, Sayı 2, s. 237-240.

[2] Gary B. Born, International Commercial Arbitration, 3. Baskı, Kluwer Law International, 2021 (Şubat 2024’te güncellenmiştir) (“Born”), §13.07[B]; Anne-Catherine Hahn, “Limits to the Use of AI Tools by Swiss Arbitral Tribunals: A Tentative Analysis”, ASA Bulletin, Cilt 43, Sayı 4, 2025 (“Hahn”), s. 754.

[3] Chartered Institute of Arbitrators, “Guideline on the Use of AI in Arbitration”, CIArb, Eylül 2025 (“CIArb Rehberi”), https://www.ciarb.org/media/bpndtcgu/guideline-on-the-use-of-ai-in-arbitration_updated-sept-2025.pdf?utm_source=AI+Guidelines+Launch&utm_medium=News+Page, erişim 26 Ağustos 2026, s. 16, para. 8.2.

[4] CIArb Rehberi, s. 5-6, para. 2.4.

[5] American Arbitration Association ve International Centre for Dispute Resolution, “AAA-ICDR Guidance on Arbitrators’ Use of AI Tools”, 2026 (“AAA-ICDR Rehberi”), https://www.adr.org/media/y4hmsz2m/2026_aaa-icdr_guidance_on_arbitrators_use_of_ai_tools.pdf, erişim 26 Ağustos 2026, s. 1-2.

[6] Vienna International Arbitral Centre, “VIAC Note on the Use of Artificial Intelligence in Arbitration Proceedings”, Nisan 2025, https://www.viac.eu/wp-content/uploads/2025/04/VIAC-Note-on-AI-1.pdf, erişim 26 Ağustos 2026, s. 3, para. 2.

[7] SCC Arbitration Institute, “Guide to the Use of Artificial Intelligence in Cases Administered Under the SCC Rules”, 2024, https://sccarbitrationinstitute.se/wp-content/uploads/2024/12/scc_guide_to_the_use_of_artificial_intelligence_in_cases_administered_under_the_scc_rules-1.pdf, erişim 26 Ağustos 2026, s. 3.

[8] Silicon Valley Arbitration & Mediation Center, “Guidelines on the Use of Artificial Intelligence in Arbitration”, 1. Baskı, 2024, https://svamc.org/wp-content/uploads/SVAMC-AI-Guidelines-First-Edition.pdf, erişim 26 Ağustos 2026, s. 12, Guideline 6.

[9] Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında Sözleşme, New York, 10 Haziran 1958, 330 UNTS 3 (“New York Sözleşmesi”), m. V(1)(d).

[10] 1985 tarihli UNCITRAL Milletlerarası Ticari Tahkim Model Kanunu, 2006 yılında kabul edilen değişikliklerle (“UNCITRAL Model Kanunu”), m. 34(2)(a)(iv); 21 Haziran 2001 tarih ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (“MTK”), m. 15/A(1)(b) ve (f).

[11] Dominik Stefer ve Victoria Fricke, “From algorithms to awards: exploring the technological and legal boundaries of AI’s contributions to the work of arbitrators”, Arbitration International, Cilt 41, Sayı 1, 2025 (“Stefer ve Fricke”), s. 66-67.

[12] Gülüm Bayraktaroğlu-Özçelik ve Ş. Barış Özçelik, “Use of AI-Based Technologies in International Commercial Arbitration”, European Journal of Law and Technology, Cilt 12, Sayı 1, 2021 (“Bayraktaroğlu-Özçelik ve Özçelik”), s. 11.

[13] Id.

[14] New York Sözleşmesi, m. V(2)(b).

[15] UNCITRAL Model Kanunu, m. 34(2)(b)(ii); MTK, m. 15/A(2)(b).

[16] Bayraktaroğlu-Özçelik ve Özçelik, s. 13.

[17] Id.

[18] Id.; Stefer ve Fricke, s. 67; ayrıca bkz. João Ilhão Moreira ve Jiawei Zhang, “ChatGPT as a fourth arbitrator? The ethics and risks of using large language models in arbitration”, Arbitration International, Cilt 41, Sayı 1, 2025 (“Moreira ve Zhang”), s. 79-80.

[19] Born, §13.07[B]; Hahn, s. 754.

[20] Born, §13.07[B]; Yukos Universal Limited (Isle of Man) v. The Russian Federation (“Yukos”), PCA Dava No. 2005-04/AA227, Lahey İstinaf Mahkemesi’nin 18 Şubat 2020 tarihli kararı, para. 6.6.1.

[21] Id.

[22] Born, §13.07[B]; Yukos, para. 6.6.6.

[23] Yukos, para. 6.6.14.

[24] Born, §13.07[B].

[25] Id.

[26] Hahn, s. 754; Stefer ve Fricke, s. 66-67.

[27] Association des ressources intermédiaires d’hébergement du Québec (ARIHQ) v. Santé Québec – Centre intégré universitaire de santé et de services sociaux du Centre-Sud-de-l’Île-de-Montréal (“ARIHQ v. Santé Québec”), Québec Yüksek Mahkemesi (Ticaret Dairesi), Dava No. 500-11-066427-259 ve 500-11-066498-250, 2026 QCCS 1360, 22 Nisan 2026 tarihli karar, para. 19-30.

[28] Id., para. 29.

[29] Id., para. 3.

[30] Id., para. 3.1, 41.1.

[31] Id., para. 3.2, 41.2.

[32] Id., para. 55, 64-66.

[33] Id., para. 56, 61-62, 65.

[34] Id., para. 68-69.

[35] Code of Civil Procedure (Québec) (Québec Medenî Usul Kanunu), CQLR c. C-25.01, m. 646. Madde şu hükmü içerir:

“Mahkeme, aşağıdakiler kanıtlanmadığı sürece, bir tahkim kararını veya ihtiyati tedbir ya da koruma önlemini onaylamayı reddedemez

(1) taraflardan birinin tahkim anlaşmasını akdetme ehliyeti bulunmadığı;

(2) tahkim anlaşmasının taraflarca seçilen hukuk uyarınca veya bu konuda herhangi bir belirtme bulunmaması halinde Québec hukuku uyarınca geçersiz olduğu;

(3) hakem atama usulüne veya uygulanacak tahkim usulüne uyulmamış olması;

(4) kararın veya tedbirin aleyhine uygulandığı tarafa, hakem ataması veya tahkim yargılaması hakkında uygun bildirimde bulunulmamış olması ya da başka bir nedenden ötürü bu tarafın savunmasını sunmasının imkânsız olması; veya

(5) karar, tahkim anlaşmasında atıfta bulunulmayan veya anlaşma kapsamında yer almayan bir uyuşmazlığa ilişkinse veya anlaşmanın kapsamı dışındaki hususlara ilişkin bir sonuç içeriyorsa; bu durumda, söz konusu usulsüz hüküm, geri kalan kısımdan ayrılabiliyorsa, yalnızca bu hüküm onaylanmaz.

Mahkeme, uyuşmazlığın konusunun Québec’te tahkim yoluyla çözülebilecek bir konu olmadığını veya kararın ya da tedbirin kamu düzenine aykırı olduğunu tespit etmedikçe, kendi inisiyatifiyle tahkim kararının onaylanmasını reddedemez.” (vurgu eklenmiştir)

[36] ARIHQ v. Santé Québec, para. 70.

[37] Id., para. 73-87.

[38] Id., para. 90.

[39] Id.

[40] Id., para. 91.

[41] Id., para. 93.

[42] Id., para. 95-97.

[43] Id., para. 87.

[44] Id.

[45] Id., para. 103-115.

[46] Id.

[47] Id., para. 117.

[48] Id., para. 118.

[49] Id., para. 120-121.

[50] Id., para. 122-123.

[51] AAA-ICDR Rehberi, s. 1-2; Moreira ve Zhang, s. 73-74.

[52] Hahn, s. 756.