Skip to main content

I.       Giriş

Günümüzde devletler arasında 3000’e yakın ikili yatırım anlaşması (“İYA”) mevcuttur.[1] Devletler, bu anlaşmaların müzakere süreçlerinde genellikle başlangıç noktası olarak yatırım politikalarını[2] ve uluslararası yatırım hukuku içtihadındaki gelişmelere yaklaşımlarını[3] yansıtan önceden hazırlanmış taslak metinleri kullanmaktadır.[4] Söz konusu taslaklar model İYA olarak adlandırılmaktadır.

Model İYA’nın nihai anlaşma metnine ne ölçüde yansıyacağını belirleyen başlıca unsurlardan biri tarafların müzakere güçleri arasındaki dengesizliktir.[5] Nitekim tarihsel olarak model İYA’ların ilk örnekleri, müzakerelerde görece güçlü konumda bulunan sermaye ihraç eden devletler tarafından hazırlanmıştır.[6] Bununla birlikte, zamanla gelişmekte olan devletler de kendi model İYA’larını hazırlamaya başlamıştır.[7]

ABD,[8] Kanada[9] ve Kolombiya’nın[10] örnek verilebileceği birtakım devletler model İYA’larını resmî olarak yayınlarken, İsviçre[11] ve Türkiye[12] gibi devletler resmî olarak yayınlamamaktadır. Türkiye’nin model İYA’ları üzerine bir çalışma yapmanın önündeki en temel engel de bu metinlere erişimdir.

Bununla birlikte, Türkiye model İYA’larını resmî olarak yayınlamasa dahi Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (“UNCTAD”) internet sitesinden 2000 ve Mayıs 2009 tarihli model İYA’ların metinlerine erişilebilmektedir.[13] Çeşitli kaynaklar ve Türkiye’nin imzaladığı anlaşmalar ise farklı dönemlerde başka modellerin de kullanıldığına işaret etmektedir.[14]

Bu sebeple, diğer modellere de erişebilmek adına Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bilgi edinme başvurusu yapılmıştır. Bakanlığın 28 Temmuz 2026 tarihli cevabıyla 2004, 2005, 2006, Mart 2009,[15] Ocak 2010 ve Ocak 2014 tarihli altı model İYA metnine daha erişilmiştir.[16]

Böylece bu çalışmada 2000-2014 dönemine ait toplam sekiz modelin tam metnini birlikte inceleme imkanına sahip olduk. Bu yönüyle çalışma, tespit edebildiğimiz kadarıyla, Türkiye’nin İYA’larını konu alan literatürde en fazla sayıda model İYA metnine dayanan inceleme niteliğini taşımaktadır.

Metnine erişilemeyen sonraki modeller bakımından ise, TBMM Dışişleri Komisyonu raporlarında Türkiye’nin modeli esas alınarak hazırlandığı belirtilen anlaşmalardan yararlandık. Bunların yanında, Türkiye’nin farklı devletlerle akdettiği anlaşmalarda aynı veya büyük ölçüde aynı lafızla tekrarlanan hükümlerden hareketle de çıkarımlarda bulunduk.

Çalışmanın temel amacı, erişilebilen sekiz modeli ve seçili imzalanmış anlaşmaları karşılaştırarak Türkiye’nin model İYA pratiğindeki süreklilik ve değişimi ortaya koymaktır. İnceleme, klasik yatırımcı korumalarının muhafaza edildiği, buna karşılık kapsamın, koruma standartlarının ve tahkime erişim koşullarının zaman içinde giderek daha ayrıntılı tanımlandığı bir gelişime işaret etmektedir.

Değişikliklerin Türkiye’nin yatırım politikası ve anlaşma hükümlerinin yorumu bakımından önemi ayrıca değerlendirilirken, metinden doğrudan saptanabilen değişikliklerle bunların kaynağı, amacı ve etkisine ilişkin çıkarımlar birbirinden ayrılmaktadır.

Türkiye’nin model İYA pratiğindeki gelişim üç dönem üzerinden incelenmektedir: 2000 modelindeki klasik koruma yapısı; 2005-2014 arasında kapsam, standartlar ve tahkime erişimin giderek ayrıntılandırılması; 2014 sonrasında ise seçili anlaşmalarda izlenen ortak hüküm değişiklikleri.

II.       Türkiye’nin Model İYA’larının Genel Görünümü

2000-2014 tarihli sekiz model, birçok yönden klasik İYA yapısını korumaktadır. Bütün taslaklarda adil ve hakkaniyete uygun muamele (fair and equitable treatment, FET),[17] tam koruma ve güvenlik (full protection and security, FPS),[18] ulusal muamele (national treatment, NT)[19] ve en çok gözetilen ulus (most-favoured-nation, MFN) kaydı,[20] kamulaştırma karşılığında tazminat,[21] transfer serbestisi[22] ve sigortacının yatırımcının haklarına halef olması[23] gibi korumalara ve tamamlayıcı hükümlere yer verilmiş; yatırımcı-devlet tahkiminde yalnızca Uluslararası Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümü Merkezi (“ICSID”) bünyesinde tahkim[24] ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu (“UNCITRAL”) kurallarına göre ad hoc tahkim[25] seçenekleri tanınmıştır. Modellerin hiçbirinde, devletin yatırımlara ilişkin üstlendiği yükümlülüklere uymasını İYA yükümlülüğüne dönüştüren bir şemsiye kloz (umbrella clause) bulunmamaktadır. Nitekim Türkiye’nin şemsiye kloz içeren İYA’ları, ağırlıklı olarak müzakere gücü daha yüksek olan sermaye ihraç eden devletlerle ve çoğunlukla daha eski tarihlerde akdedilmiştir.[26]

Bu ortak yapı içinde değişen hükümler, korumadan kimlerin ve hangi yatırımların yararlanabileceğine, maddi standartların içeriğine ve tahkime hangi koşullarla başvurulabileceğine ilişkindir. Bazı hükümler içtihatla gelişmiş mevcut bir sınırlamayı anlaşmaya taşırken, bazıları belirsizliği azaltmakta veya yeni bir koşul getirmektedir. Türkiye’nin ICSID bildiriminin 2006 taslağına aktarılması, mevcut bir pozisyonun anlaşma düzeyinde etkili kılınması çabasının örneğidir.[27]

Karşılaştırmada bir hükmün metnen daraltılması, yorumunun açıklığa kavuşturulması ve uygulamada koruma düzeyinin azalması ayrı değerlendirilmelidir. İlk ikisi taslaklar arasındaki farklardan izlenebilir; üçüncüsü ise ilgili anlaşmanın lafzı ve somut uyuşmazlık pratiği hakkında ek inceleme gerektirir. Aşağıdaki kronolojik inceleme bu ayrımı esas almaktadır.

III.       2000 Model İYA ve 2004–2006 Revizyonları

2000 modeli, klasik yatırımcı koruması yaklaşımını yansıtan eski kuşak bir İYA taslağıdır. Metin salt yatırımların korunmasına odaklanmaktadır. Buna mukabil, yeni kuşak İYA’lardan farklı olarak başlangıç kısmında sosyal veya çevresel politika hedeflerine, metinde ise düzenleme hakkını koruyan bir genel istisnalar hükmüne ya da kamu yararına yönelik tedbirlerin dolaylı kamulaştırma sayılmayacağına ilişkin bir kayda yer vermemektedir.

Yatırım, geniş ve malvarlığı temelli bir formülle tanımlanmıştır: ev sahibi devletin hukukuna uygun olmak şartıyla taşınır ve taşınmaz mallar, şirket payları, yatırımla bağlantılı para alacakları, fikri mülkiyet hakları ve doğal kaynak imtiyazları yatırım sayılmaktadır.[28] Tanımın sonunda, yatırım teriminin “tüm doğrudan yatırımları” ifade ettiğine ilişkin cümle, portföy yatırımlarının kapsam dışı olduğu yönünde bir okumaya imkân vermektedir.[29] Yatırımcı bakımından gerçek kişiler için tâbiyet, tüzel kişiler için kuruluş ve merkez ölçütleri yeterli görülmüş; sonraki metinlerdeki kuruluş devletinde yeterli seviyedeki iş faaliyeti (substantial business activities) şartı öngörülmemiştir.[30]

MFN kaydı genel olarak, anlaşmanın karşılaştırma koşulları çerçevesinde üçüncü devlet yatırımlarına ve/veya yatırımcılarına tanınan daha elverişli muameleden yararlanmayı sağlar. 2000 modelinde bu kaydın usul hükümlerine uygulanıp uygulanmayacağı konusunda bir belirleme yoktur. Bu da dönemi itibarıyla şaşırtıcı değildir. Zira ilk olarak Ocak 2000 tarihli Maffezini v. İspanya kararı, MFN kaydının daha elverişli uyuşmazlık çözümü hükümlerine uzanabileceğini kabul etmiştir.[31] Sonraki modellerdeki açık usul istisnaları bu kararın ortaya çıkardığı yorum ihtimaline cevap olarak okunabilir.[32]

Uyuşmazlık çözümü bakımından da 2000 modeli sade bir yapı kurmaktadır. Dostane çözüm için öngörülen altı aylık müzakere süresi (cooling-off period) içinde uyuşmazlık çözülemezse yatırımcı, ICSID tahkimine veya UNCITRAL kuralları uyarınca ad hoc tahkime başvurabilir.[33] Yerel mahkeme yolu düzenlenmemiş, aynı uyuşmazlık için seçilen başvuru yolunu nihai kılan yol ayrımı (fork in the road) kuralına yer verilmemiş ve henüz fiilen başlamamış yatırım faaliyetlerinden doğan uyuşmazlıklar tahkimden müstesna tutulmamıştır.

2000 modelinin özü daha sonra 2006’ya kadar kısmi değişikliklerle hâkim olmaya devam etmiştir. 2004 taslağı büyük ölçüde terminolojiyi güncellemektedir.[34] 2005 taslağı ise anlamlı bir adımdır: yatırım tanımından yürürlük öncesi ve sonrası yatırımları kapsayan cümle çıkarılmış, ayrı bir “Uygulama Kapsamı” (Scope of Application) maddesi eklenmiş ve anlaşmanın yürürlüğe girmesinden önce doğmuş uyuşmazlıklara uygulanmayacağı yazılmıştır.[35] Modellerdeki ilk esaslı değişiklik, dolayısıyla, maddi standartlarda değil anlaşmanın zaman bakımından kapsamında yapılmıştır (bu ifadenin önceki kapsamı daraltan bir etki mi yarattığı yoksa mevcut bir zaman sınırlamasını açıklığa mı kavuşturduğu ayrıca bir yorum meselesidir).

Bu geçişteki daha kapsamlı değişiklik ise 2006 taslağında yaşanmıştır. Vergi anlaşmaları ve ekonomik entegrasyon anlaşmalarından kaynaklanan muamele istisnaları daha detaylı şekilde düzenlenmiştir.[36] Yatırımcı-devlet uyuşmazlık çözümü maddesine üç bentli bir fıkra eklenmiştir.[37] Buna göre, (a) yalnızca gerekli olduğu hâllerde izni alınmış ve fiilen başlamış yatırım faaliyetlerinden doğan uyuşmazlıklar uluslararası tahkime götürülebilecek; (b) taşınmaz mülkiyeti ve aynî haklara ilişkin uyuşmazlıklar münhasıran Türk mahkemelerinde görülecek; (c) Türkiye, Devletler ile Diğer Devletlerin Vatandaşları Arasındaki Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümü Hakkında Sözleşme’nin (“ICSID Sözleşmesi”) yorumundan veya uygulanmasından doğan ve müzakereyle çözülemeyen devletlerarası uyuşmazlıkların anılan sözleşmenin 64. maddesi uyarınca Uluslararası Adalet Divanı’na götürülmesini kabul etmeyecektir.

İlk iki sınırlama, Türkiye’nin 1989 yılında ICSID Sözleşmesi’ne taraf olurken m. 25(4) uyarınca yaptığı bildirimi yansıtmaktadır.[38] Türkiye aleyhine açılan ilk yatırım tahkimi davası olan PSEG v. Türkiye davasında heyet, bu bildirimin bir çekince teşkil etmediğini ve ilgili İYA metninde böyle bir sınırlama (fiilen başlamamış yatırımlara ilişkin uyuşmazlıkların dışarıda bırakılması) mevcut olmaması hâlinde bildirimin tek başına tahkime gösterilen rızayı sınırlamayacağını kabul etmiştir.[39] Bildirimin daha sonra model İYA metnine aktarılması, kararda belirtilen rıza sorununa cevap veren bir değişiklik olarak okunabilir.[40] Bu bakımdan 2006 eklemesi yeni bir politika değil, 1989’dan beri savunulan bir pozisyonun uygulamasını temin hamlesi olarak görülebilir.

PSEG kararının ardından imzalanan İYA’larda da Türkiye’nin ICSID bildirimindeki iki sınırlamanın farklı şekillerde anlaşma metinlerine yansıtıldığını görmekteyiz.[41] İlk olarak, 15 Haziran 2006’da Fransa ile imzalanan İYA’nın protokolünde Türkiye’nin ICSID bildirimine açıkça atıfta bulunularak bildirimde bahsi geçen iki sınırlama tekrar ifade edilmiştir.[42] Daha sonra, 8 Ağustos 2006’da Suudi Arabistan ile imzalanan İYA’nın yatırımcı-devlet uyuşmazlık çözümü maddesinde, sınırlamalara doğrudan yer verilmeksizin, taraf devletlerin ICSID bildirimlerinin anlaşmanın ayrılmaz bir parçası olduğu hükme bağlanmıştır.[43] Üçüncü formülasyon ise ilk kez 4 Şubat 2007’de Umman ile imzalanan İYA’da görülmektedir.[44] Bu yöntemde, söz konusu sınırlamalar ICSID bildirimine atıf yapılmaksızın doğrudan anlaşma metnine dercedilmektedir. Türkiye’nin model İYA’larında benimsenen de bu son yöntemdir.

IV.      2009 Model İYA ve 2010 Revizyonu

              A.       Maddi Standartlar ve Korumanın Kapsamı

2009 modeli görece daha dişe dokunur değişiklikler ihtiva etmektedir. Yatırımcı koruması hâlâ güçlü bir şekilde devam etmektedir. Ancak klasik koruma yaklaşımı, gelişen içtihat ışığında devletin düzenleme yetkisine ve kamu politikası alanına da atıf yapan bir çerçeveye oturtulmuştur.

Bunun ilk işareti başlangıç kısmındadır: yatırımların korunması amacına “sağlık, güvenlik ve çevreyle ilgili genel uygulama tedbirleri yanında uluslararası kabul görmüş işçi haklarını zayıflatmadan” ulaşılabileceği vurgulanır. Somut yansıması ise “Düzenleme Hakkı” (Right to Regulate) başlıklı maddedir: devletin hayat, sağlık, çevre ve doğal kaynakları korumak için ayrımcı olmayan tedbirleri;[45] temel güvenlik çıkarları için gerekli gördüğü tedbirleri ve Birleşmiş Milletler Şartı kapsamındaki yükümlülükleri yerine getirmek için gereken tedbirleri alabileceği kabul edilmiştir.[46] Ayrıca “Kamulaştırma ve Tazminat” başlıklı maddeye eklenen yeni fıkra ile kamu refahına yönelik ayrımcı olmayan yasal tedbirlerin dolaylı kamulaştırma teşkil etmeyeceği açıkça düzenlenmiştir.[47] Bu değişiklikler içtihatta tanınmaya başlayan devletin kamu yararına düzenleme yetkisine dayanan police powers doktrininin bir yansıması olarak okunabilir.[48]

Nitekim 2009 taslağının hazırlandığı yıllar, bu doktrinin tahkim içtihadında belirginleştiği dönemdir. Methanex v. ABD (2005) ve Saluka v. Çek Cumhuriyeti (2006) kararları, kamu yararına yönelik ayrımcı olmayan düzenlemelerin kural olarak tazminat gerektiren kamulaştırma sayılmayacağını kabul etmiştir.[49] Methanex bu yaklaşımı usulî güvencelere (due process) uyulması ve yatırımcıya aksi yönde özel taahhüt verilmemiş olması koşullarıyla ifade ederken, Saluka iyi niyetli düzenlemeyi vurgulamıştır. ABD ve Kanada’nın 2004 tarihli model anlaşmaları da aynı ilkeyi, “istisnai hâller” kaydıyla, eklerine yazmıştı.[50] Türkiye’nin 2009 taslağındaki dolaylı kamulaştırma fıkrası bu formülü, “istisnai haller” kaydı olmaksızın, neredeyse kelimesi kelimesine izlemektedir.[51]

2009 modellerinde yatırım ve yatırımcı tanımları da detaylandırılmıştır. Yatırım tanımında önceki modellerdeki genel “doğrudan yatırım” ibaresi kaldırılmıştır. Ayrıca “iş faaliyetlerine ilişkin” ve “uzun süreli ekonomik ilişkiler kurmak amacıyla” edinilmiş olma ifadelerine yer verilmiş; borsa yoluyla edinilen ve bir şirketin sermayesinin veya oy haklarının yüzde 10’undan azını temsil eden paylar veya oy hakları kapsam dışında tutulmuştur.[52] Tüzel kişi yatırımcılar için kuruluş şartı korunup merkez (headquarters) yerine kayıtlı merkez (registered offices) ifadesi kullanılmış; Mart 2009 taslağında gerçek ekonomik faaliyet (real economic activities) şartı eklenmiş;[53] Mayıs 2009 taslağında bunun yerini yeterli seviyedeki iş faaliyeti (substantial business activities) şartı almıştır.[54]

2006 modelinde “Kamulaştırma ve Tazminat” başlıklı m. IV(3)’te düzenlenen silahlı çatışma klozu, içeriği aynen korunarak 2009 modelinde “Kayıplar İçin Tazminat” başlıklı yeni bir madde hâlinde m. 6’da düzenlenmiştir.

Bir diğer yenilik, Maffezini içtihadı dikkate alınarak geliştirildiğini düşündüğümüz MFN sınırlamasıdır. Bu hüküm Mart 2009 taslağında henüz yoktur. UNCTAD’da yayımlanan Mayıs 2009 taslağında, MFN kaydının usul hakları bakımından uygulanmayacağı düzenlenerek yatırımcıların başka bir İYA’daki daha elverişli uyuşmazlık çözüm hükümlerini ithal etmesinin önüne geçilmeye çalışılmıştır.[55] Ayrıca istisnanın yalnızca usul hakları için yazılmış olması, maddi korumaların ithalinin kapsamda varsayıldığı ve bu şekilde de bırakıldığı yönündeki yorumu destekleyebilir.[56]

Uyuşmazlık çözümü bakımından ise 2009 modelleri, ICSID ve UNCITRAL seçeneklerine ilave olarak,  bir nevi malumun ilâmı niteliğinde olsa da, ev sahibi devletin mahkemelerini eklemiş ve seçilen yolun nihai olduğu bir yol ayrımı (fork in the road) kuralı getirmiştir.[57] 2006 taslağıyla modele giren ICSID bildirimini yansıtan ifade ise korunmuştur.[58]

Mayıs 2009 modeli Ocak 2010’da bir kez daha elden geçirilmiştir. Bu sürümde FET ile FPS ilk kez “uluslararası hukukun asgari muamele standardı”na bağlanmıştır.[59] Bu standart, yabancı yatırımlara sağlanması gereken uluslararası asgari koruma düzeyini ifade eder. 2016 sonrası anlaşmaların bir özelliği gibi görünen bu formül aslında 2010 tarihlidir ve incelenen imzalı metinlerde 2011 örnekleri bulunmaktadır.[60] “Düzenleme Hakkı” başlığı “Genel İstisnalar” (General Exceptions) olmuş;[61] MFN istisnası “usul hakları” yerine “uyuşmazlık çözümü konusundaki hükümler” olarak netleştirilmiştir.[62] Dolaylı kamulaştırma hâlinde tazminat ödenmeyeceğini açıkça düzenleyen ibare çıkarılmış,[63] geciken kamulaştırma tazminatının faiz ölçütü değiştirilmiş[64] ve ciddi ödemeler dengesi zorluklarında transferleri geçici olarak kısıtlama imkânı eklenmiştir.[65]

FET ve FPS hükümlerini asgari muamele standardına bağlama tercihi, sermaye ihraç eden (ve bu modelleri esas alan anlaşmaları sermayesine talip devletlerle imzalayan) bir devlet için ilginç bir tercihtir. Türk yatırımcısının yurt dışında dayanacağı en esnek standart olan FET standardını, içeriği hakem heyetleri arasında hâlâ tartışmalı bir eşiğe bağlamaktadır. Bununla birlikte asgari muamele standardının evrimci yorumlarla bu standarda açıkça bağlanmamış FET korumasına yaklaşması nedeniyle bu değişiklik de daha ziyade trendlerle uyumu sağlayan ancak somut etkisi sınırlı bir değişiklik olarak değerlendirilebilir.

Bu tercih de gerçekten dönemin trendini yansıtmaktadır. Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA) Serbest Ticaret Komisyonu’nun 2001 tarihli yorum notu, FET ile FPS’in uluslararası teamül hukukunun yabancılara asgari muamele standardının ötesinde bir koruma sağlamadığını açıklamış;[66] ABD ve Kanada’nın 2004 model anlaşmaları[67] ile Dominik Cumhuriyeti–Orta Amerika–ABD Serbest Ticaret Anlaşması (CAFTA-DR)[68] bu formülü metne taşımıştı. Güneydoğu Asya Uluslar Birliği’nin (ASEAN) 2009 tarihli Kapsamlı Yatırım Anlaşması ise farklı bir yol seçmiş, standardı teamül hukukuna bağlamak yerine içeriğini FET bakımından usul güvencelerine uygun olarak adaletten kaçınma (denial of justice) yasağıyla, FPS bakımından ise makul olarak gerekli tedbirlerin alınması ile tanımlamıştı.[69] Türkiye’nin Ocak 2010 metni hazırlanırken Glamis Gold v. ABD (2009) heyeti asgari standardın ihlali için yüksek bir eşik arasa dahi,[70] Mondev v. ABD (2002)[71] ve Waste Management II v. Meksika (2004)[72] çizgisi, standardın 1920’lerin Neer[73] eşiğinde donmadığını, günümüz devlet pratiğiyle birlikte evrildiğini kabul etmişti. Railroad Development Corporation v. Guatemala (2012) kararında da evrimci yaklaşımın sürdürülmesi, yukarıdaki “somut etkisi sınırlı” değerlendirmemizi desteklemektedir.[74]

              B.       Yerel Mahkeme Yolu ve Tahkim Arasındaki İlişki

2009 modelinin yerel mahkeme yolunu açık bir seçenek olarak düzenlemesi de bir başka değişiklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’nin 1990’lardan itibaren imzaladığı bazı anlaşmalarda yerel mahkemeye başvuru ile bir yıl içinde nihai karar verilmemesi arasındaki ilişki “provided that, if … and …” kalıbıyla ifade edilmektedir.[75] Bu karmaşık lafız ve üst üste gelen koşullama ifadeleri iki farklı şekilde okunmaya elverişlidir. Bir yoruma göre yatırımcının tahkime başvurabilmesi için uyuşmazlığı önce yerel mahkemelere götürmesi ve bu mahkemelerin bir yıl içinde nihai karar vermemiş olması gerekir. Diğer yoruma göre ise yerel mahkemeye başvuru yatırımcıya tanınmış bir seçenek olup bir yıllık süre şartı yalnızca yatırımcının bu seçeneği kullanması hâlinde devreye girer. Dolayısıyla metin, yerel mahkemeye başvurunun tahkim için gerçek bir ön şart mı yoksa yalnızca bir imkân mı olduğunu belirsiz bırakmaktaydı.[76]

Bu belirsizlik Rumeli v. Kazakistan davasında uygulamaya yansımıştır. Heyet, 29 Temmuz 2008 tarihli kararında, aynı kalıbı içeren anlaşmanın İngilizce ve Rusça metinlerinden hareketle yerel mahkemeye önceden başvuruyu zorunlu görmemiştir.[77]

Daha sonra eski İYA metnine dayanılarak Türkmenistan’a karşı açılan davalarda bu sorun belirginleşmiştir. Zira Türk müteahhitlerin aynı İYA’ya dayanarak açtığı tahkim davalarında hakem heyetleri aynı maddeyi farklı şekillerde yorumlayarak farklı sonuçlara varmıştır.

Kılıç v. Türkmenistan heyeti, 7 Mayıs 2012 tarihli kararında, İngilizce metindeki belirsizliği Rusça metin ve anlaşmanın akdedilme koşullarıyla birlikte değerlendirerek, yerel mahkemeye başvuruyu zorunlu görmüştür; 2 Temmuz 2013 tarihli nihai kararında ise heyet çoğunluğu bu şartı yetkiye ilişkin sayarak davayı reddetmiştir.[78]

Muhammet Çap & Sehil v. Türkmenistan heyeti ise, altı aylık müzakere süresinden sonra yerel mahkemeye başvuruyu yalnızca bir seçenek olarak okumuştur; bir yıllık süre ve karar verilmemiş olması koşulunun, bu seçeneğin kullanılması hâlinde devreye gireceği yönünde karar vermiştir.[79]

İçkale v. Türkmenistan heyeti çoğunluğu ise yerel mahkemeye başvuruyu zorunlu görmüş fakat bu konuyu yetkiye değil kabul edilebilirliğe ilişkin olarak değerlendirmiştir. İçkale heyeti, uyuşmazlığın temelini oluşturan meselelerin Türkmen kamu kuruluşları veya savcılık tarafından zaten yerel mahkemelere taşınmış olması karşısında, yatırımcıdan yeniden dava açmasını istemeyi uygun bulmayarak talepleri kabul edilebilir saymıştır.[80]

2009 modelinde ise yerel mahkeme yolu, uluslararası tahkime alternatif ve yol ayrımı kuralına tâbi bir seçenek olarak açıkça düzenlenmiştir. Önceki modellerde de yer almayan “provided that, if … and …” kalıbından kaynaklanan belirsizlik, dolayısıyla, 2009 ve sonraki tarihli model metinler bakımından da söz konusu değildir. Sonraki modeldeki bu açık düzenleme, eski anlaşmalarda da yerel mahkemeye başvurunun yalnızca bir seçenek olduğu görüşüne destek olarak ileri sürülebilse de yorum sorununu tek başına çözmeye yeterli değildir.

              C.       Yapılan Değişiklikler ve Türk Yatırımcıların Korunması İhtiyacı

2009 modelinden itibaren Türkiye’nin sermaye ihraç ettiği ülkelerle anlaşma yaparken kullandığı modeller açısından içinde bulunduğu diplomatik bağlamla tam bağdaşmayan bir tutum izlediğini gözlemlemek mümkündür. 2009–2010 metinleri, 2000 modeline kıyasla, en azından ilk bakışta, ev sahibi devleti daha çok gözeten metinlerdir. Yapılan değişikliklerin etkisi uygulamada sınırlı olabilecek nitelikteyse de Türkiye’nin amiyane tabirle diplomatik gücünün yeteceği devletlerle müzakerelerde kullanacağı taslaklarda yatırımcı koruması bakımından daha cüretkar metinler benimsemesi beklenebilirdi.

V.       2014 Model İYA

Ocak 2014 modeli, 2010 yapısına başlıca iki yeni hüküm eklemektedir. İlki, kuruluş devletinde yeterli seviyede iş faaliyeti bulunmayan ve üçüncü devlet veya ev sahibi devlet yatırımcılarının sahip olduğu ya da kontrol ettiği şirketleri ve yatırımlarını anlaşmanın yararlarından mahrum bırakma yetkisidir (yararların reddi, denial of benefits).[81] Faaliyet yokluğu ile sahiplik veya kontrol koşulu birlikte aranmakta, uygulanabilir olduğu ölçüde diğer akit tarafa ön bildirim öngörülmektedir.[82] İkincisi, tahkimde uygulanacak hukuku belirlemektedir: anlaşma, kanunlar ihtilafı kuralları dâhil ev sahibi devlet hukuku ve iki akit tarafça kabul edilen ilgili uluslararası hukuk ilkeleri.[83] Ayrıca bu modelde taşınmazlara ilişkin tahkim istisnasının yalnızca Türkiye’deki taşınmaz mülkiyeti ve diğer aynî haklara ilişkin olduğu açıkça belirtilmiştir.[84] Türk mahkemelerinin bu konulardaki münhasır yetkisi önceki modellerde de vardı. Yeni lafız, Türk yatırımcısının yurt dışındaki taşınmazlarını dışarıda bırakmayan asimetrik tercihi açıklaştırmaktadır.

VI.      2014 Sonrası Model İYA’lara İlişkin Çıkarımlar

İlk bölümde açıkladığımız üzere, 2014 sonrası modellerin metinlerine erişilemese dahi 2016 ve 2024 tarihli modellerin varlığı UNCTAD’dan anlaşılmaktadır.[85] Tabii ki bunlar haricinde modellerin de hazırlanmış olması muhtemeldir.

Bu duruma rağmen sonraki tarihli modellerin içeriğine dair çıkarımlarda bulunmak mümkündür. Öncelikle Filistin (2018),[86] Hong Kong (2023)[87] ve Irak (2024)[88] ile imzalanan anlaşmalara ilişkin TBMM Dışişleri Komisyonu raporlarında Türkiye’nin modelinin esas alındığına yönelik ifadeler mevcuttur. Dolayısıyla, anılan anlaşmalar sonraki modeller için referans alınabilir. Bu anlaşmalar yanında, diğer anlaşmaların da çoğunda büyük ölçüde tekrarlanan lafızlar 2014 modelinin bazı değişikliklere uğradığına işaret etmektedir. Aşağıda tespit edebildiğimiz belirgin değişikliklere muhtemel madde sıralarına göre değinmekteyiz.

İlk ve en belirgin değişiklik, yatırım tanımında görülmektedir. Malvarlığı esaslı tanım sonraki anlaşmalarda korunmuş ancak korumadan yararlanacak malvarlığının ayrıca yatırımın karakteristik özelliklerini taşıması aranmıştır. Bu kapsamda (i) sermaye veya diğer kaynakların taahhüdü, (ii) düzenli gelir veya kazanç beklentisi, (iii) risk yüklenme, (iv) ekonomik kalkınmaya katkı sağlama ya da (v) belirli bir süre gibi özellikler örnek olarak sayılmıştır.[89] Çoğu anlaşmada buna eklenen dipnotta bir malvarlığının yatırım özelliklerine sahip olmadığı durumlarda alacağı şekle bakılmaksızın yatırım olarak kabul edilmeyeceği açıklanmıştır.[90]

ICSID Sözleşmesi m. 25 anlamındaki yatırım için Salini v. Fas kararında tartışılan katkı, süre, risk ve ekonomik kalkınmaya katkı ölçütlerinin[91] en tartışmalı unsuru olan bu son ölçütün[92] yurt dışındaki Türk yatırımcıların karşısına yetki itirazı olarak çıkması kaçınılmazdır. Bu bakımdan, bu ölçütün Guatemala ve Gürcistan ile imzalanan anlaşmalardaki gibi dışarıda bırakılmasının Türkiye’nin konumuyla daha tutarlı olacağını değerlendirmekteyiz.

Yatırım tanımına karakteristik özelliklerin eklenmesine eşlik eden bir diğer değişiklik, borsa yoluyla edinilen ve bir şirketin sermayesinin veya oy haklarının yüzde 10’undan azını temsil eden paylar veya oy haklarını kapsam dışında bırakan hükme sonraki anlaşmaların büyük çoğunluğunda yer verilmemesidir. Öyle ki, yatırımın karakteristik özelliklerinin sayıldığı İYA’lar arasında anılan hüküm yalnızca Burkina Faso ile imzalanan İYA’da korunmuştur.[93]

2014 modeline kıyasla, birçok anlaşmada “Genel İstisnalar” başlıklı hükmün sonuna yeni bir fıkra eklendiği görülmektedir. Bu fıkraya göre, anılan hükümde sayılan önlemler “keyfi veya gerekçesiz olarak uygulanmaması kaydıyla veya diğer bir Akit Tarafın yatırımcılarının yatırımlarının örtülü olarak kısıtlanmasına neden olmayacak şekilde alınır, sürdürülür veya uygulanır.”[94]

Kamulaştırma tazminatının ödenmesinde gecikme hâlinde uygulanacak faiz oranı “ev sahibi Akit Tarafın ülkesinde kamu alacaklarına ödenen en yüksek faiz oranı” yerine “kamulaştırma yapılan tarihten ödeme yapılan tarihe kadar geçen süre için uygun bir faiz oranı” olarak değiştirilmişe benzemektedir.[95]

Türkiye’nin 2000 yılındaki ilk modelinden tam metnine erişebildiğimiz son model olan 2014 modeline kadar maddi içeriği hiç değişmeyen silahlı çatışma klozuna[96] yeni bir fıkra eklendiği görülmektedir.[97] İlk fıkra; savaş, isyan, iç karışıklık veya benzeri olaylardan doğan yatırım zararlarını gidermeye yönelik tedbirler bakımından yatırımcıya NT veya MFN standartlarından daha elverişli olanının uygulanmasını öngörmekteydi. Yeni eklenen ikinci fıkraya göre ise, ilk fıkra hükümleri saklı kalmak üzere, anılan olaylardan zarar gören yatırımcıların; (a) mallarına ev sahibi devletin kuvvetleri veya resmî makamlarınca el konulması ya da (b) mallarının çatışma hâli dışında veya durumun zorunlu kılmadığı hâllerde bu kuvvetler veya makamlarca tahrip edilmesi nedeniyle uğradıkları zararların hızlı, yeterli ve etkin bir şekilde karşılanması veya tazmin edilmesi öngörülmektedir. Bu kapsamda yapılan ödemelerin başka bir para birimine serbestçe çevrilebilir olması da güvence altına alınmaktadır.

Yatırımlara ilişkin transferlerin kısıtlanması imkânı genişletilmiştir. 2010 ve 2014 modelleri, ödeme ve sermaye hareketlerinin ciddi ödemeler dengesi zorluklarına sebep olduğu veya sebep olma tehdidi oluşturduğu istisnai hâllerde, ayrımcı olmayan ve iyi niyetli uygulama koşuluyla transferlerin geçici olarak kısıtlanmasına izin vermekteydi. 2014’ten itibaren imzalanan anlaşmalara yeni eklenen fıkra ile birlikte kapsamı anlaşmadan anlaşmaya değişen hususlara ilişkin mevzuatın hakkaniyetli, ayrımcı olmayan ve iyi niyetli uygulamaları kapsamında da transferlerin önlenmesine imkân tanınmıştır.[98]

Yatırımcı ile devlet arasındaki uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin hükümde de değişikliğe gidildiği anlaşılmaktadır. Sonraki anlaşmaların çoğunda, yatırımcı-devlet uyuşmazlık çözümü maddesinin, devletin “[a]nlaşma kapsamındaki bir yükümlülüğü ihlal ettiği iddiasıyla yatırımcının veya yatırımının kayıp veya zarara uğramasına sebep olan uyuşmazlıklara uygulanaca[ğı]” ilk fıkra olarak eklenmiştir.[99] Yatırımcının tahkime erişimini sınırlayan bu değişikliğin Türkiye’nin sermaye ihraç ettiği devletlerle imzaladığı anlaşmalarda benimsenmiş olması yine dikkat çekicidir.

2016 sonrasında imzalanan bir çok anlaşmaya “Belgelerin İletilmesi” başlıklı yeni bir madde eklenmiştir.[100] Bu maddede yatırımcı-devlet uyuşmazlıkları ile akit devletler arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin Türkiye’ye gönderilecek bildirimler ve diğer belgelerin başkanlık sistemi öncesinde imzalanan anlaşmalarda Başbakanlık Hukuk Hizmetleri Başkanlığına, sonrasında imzalananlarda ise Cumhurbaşkanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürlüğüne iletileceği düzenlenmiştir. Bu eklemenin sebebi olarak uluslararası tahkim başvurularının büyükelçiliklere veya konuyla hiç alakası olmayan bakanlıklara gönderilmesinin tahkim hazırlıkları açısından zaman kaybı yaratması gösterilmiştir.[101]

Mevzubahis değişiklikler 2014 modeliyle sürekliliği ortadan kaldırmaz. Örneğin FET standardı bakımından, 2014 modelinin farklı devletlerle imzalanan sonraki anlaşmalarda büyük ölçüde tekrarlanması, aynı formülasyonun sonraki modellerde de korunduğu çıkarımını desteklemektedir.[102] MFN hükmünün uyuşmazlık çözümüne uygulanmamasına yönelik yaklaşımın farklı lafızlarla da olsa sürdürüldüğü görülmektedir.[103] Yine tahkime başvuru bakımından da müzakere, yol ayrımı ve fiilen başlamış yatırım koşulları sürdürülür. Sonuç olarak 2014 sonrası dönem bir kopuş değil, daha önce başlayan ayrıntılandırmanın devamıdır. Değişiklikler standartların belirginleştirilmesi ve düzenleme alanının açıkça korunması eğilimiyle uyumludur.

VII.       Politika ve Yorum Bakımından Değerlendirme

İncelenen değişiklikler, Türkiye’nin yatırımcıların menşe devleti ve ev sahibi devlet olarak çıkarlarını birlikte değerlendirmeyi gerektirmektedir. Sermaye ihracına ağırlık verilen bir ilişkide daha geniş yatırımcı koruması beklenebilir ancak karşılıklı yükümlülükler aynı hükümlerin Türkiye’ye karşı da ileri sürülebilmesi anlamına gelir. Genel olarak Türkiye trendleri ve içtihadı takip etse ve yapılan değişikliklerin uygulamadaki etkisi sınırlı kalacak olsa da Türkiye’nin müzakere gücünü yurt dışındaki yatırımcıları lehine daha bilinçli bir şekilde kullanması da aslında mümkün olabilir.

Model değişikliklerinin olası açıklamalarından biri, Türkiye’nin davalı devlet olarak edindiği deneyimlerdir. PSEG kararında tartışılan rıza sorunu ile 2006 taslağındaki ekleme arasındaki konu ve zaman ilişkisi bu açıklamayı desteklemektedir ancak bu bütün revizyonların aynı nedenle yapıldığını göstermez. Ortak bir başlangıç taslağını sürdürmenin pratik kolaylığı ve karşılıklı yükümlülüklerin yarattığı riskler de olası açıklamalardır. Bunlar burada doğrulanmış politika amaçları olarak değil, müzakere belgeleri veya kurumsal açıklamalarla sınanabilecek hipotezler olarak ele alınmaktadır.

Model metinlerin eski anlaşma hükümlerinin yorumundaki değeri de aynı ihtiyatı gerektirir. Sonraki bir değişiklik eski anlamı açıklaştırmış veya önceki tercihi değiştirmiş olabilir. Bu iki ihtimali ayırmak için eski ve yeni lafızlar, değişikliğin açık gerekçesi varsa bu gerekçe, ilgili anlaşmanın bağlamı ve tarafların ortak anlayışına ilişkin veriler birlikte incelenmelidir. Tek taraflı model metinleri, tek başlarına, 1969 Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi m. 31(3)(b) anlamında tarafların anlaşmasını ortaya koyan sonraki uygulama sayılamaz; yardımcı değerleri m. 31–32 çerçevesinde somut anlaşmayla ilişkileri gösterilerek gerekçelendirilmelidir.[104]

VIII.       Sonuç

2000 modeli klasik yatırımcı koruması dönemini temsil eder. 2005 ve 2006 revizyonları, maddi standartlara dokunmadan, önce anlaşmanın zaman bakımından kapsamını, sonra tahkime rızanın konu bakımından sınırlarını açıklaştıran ve tahkime erişim koşullarını ayrıntılandıran değişikliklerdir. 2009 modeli ve 2010 revizyonu maddi standartları daha belirli hâle getirir; 2014 taslağı buna yararların reddi ve uygulanacak hukuk gibi hükümleri eklemiş, 2014’ten itibaren imzalanan anlaşmalarda ise yatırımın objektif unsurlarının sayılması, genel istisnaların uygulanmasına koşul getirilmesi, belirli silahlı çatışma zararları için doğrudan iade veya tazminat öngörülmesi, transfer istisnalarının ayrıntılandırılması ve tahkime konu uyuşmazlığın anlaşma ihlali ile zarara bağlanması gibi farklı tarihlere yayılan ek düzenlemeler görülmüştür. Bu bulgular, 2005’te başlayan geçiş ve sonraki ayrıntılandırmalarla süreklilik göstermektedir.

Yatırım politikası bakımından ortaya çıkan tablo, klasik korumaların sürdürülmesiyle birlikte kapsam ve başvuru koşullarının daha açık tanımlanmasıdır. Bu eğilim, bütün değişikliklerin yalnızca ev sahibi devlet lehine sonuç doğurduğunu göstermez. 2014 taşınmaz kaydındaki Türkiye sınırlaması ve yerel mahkeme yolunun açıklığa kavuşturulması farklı etkileri görünür kılmaktadır. Sermaye hareketleri, müzakere gücü ve davalı devlet deneyiminin bu tercihlerdeki ağırlığı ise metin karşılaştırmasının ötesinde araştırılmalıdır.

Yorum bakımından model metinlerin gelişimi, aynı düzenleme konusunun zaman içinde nasıl yeniden yazıldığını gösteren yardımcı bir kaynak sunmaktadır. Bunun eski anlamın açıklanması mı yoksa yeni bir tercih mi olduğu, ilgili anlaşmanın lafzı, bağlamı ve ortak iradeye ilişkin verilerle birlikte değerlendirilmelidir. Tek taraflı model değişiklikleri bu incelemenin yerine geçmez; yorum argümanlarının kurulmasına ve sınanmasına katkıda bulunabilir. Model metinlere erişimin genişlemesi, hem Türkiye’nin anlaşma pratiğinin tarihsel olarak incelenmesini hem de hükümler arasındaki değişikliklerin uygulamacılar tarafından değerlendirilmesini kolaylaştıracaktır.

—–

[1] Bkz. UNCTAD, “International Investment Agreements Navigator”, UNCTAD Investment Policy Hub, https://investmentpolicy.unctad.org/international-investment-agreements, erişim 8 Eylül 2026.

[2] Banu Şit Köşgeroğlu, “Model İkili Yatırım Anlaşmaları ve Türkiye’nin Model İkili Yatırım Anlaşması Taslağı”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 107, 2013 (“Köşgeroğlu”), s. 149.

[3] Bkz. Enron Creditors Recovery Corporation and Ponderosa Assets, L.P. v. Argentine Republic (“Enron v. Argentina”), ICSID Dava No. ARB/01/3, 14 Ocak 2004 tarihli Yetki Hakkında Karar, para. 46.

[4] Stephan W. Schill, The Multilateralization of International Investment Law, Cambridge University Press, 2009, s. 90-91; Chester Brown, “Introduction: The Development and Importance of the Model Bilateral Investment Treaty”, Chester Brown (ed.), Commentaries on Selected Model Investment Treaties, Oxford University Press, 2013, içinde s. 2.

[5] Christoph Schreuer, “Diversity and Harmonization of Treaty Interpretation in Investment Arbitration”, Transnational Dispute Management, C. 3, S. 2, 2006, s. 8.

[6] Jeswald W. Salacuse, The Law of Investment Treaties, 3. Baskı, Oxford University Press, 2021, s. 149-150.

[7] Genel olarak bkz. UNCTAD, “International Investment Agreements Navigator”, UNCTAD Investment Policy Hub, https://investmentpolicy.unctad.org/international-investment-agreements/model-agreements, erişim 8 Eylül 2026.

[8] U.S. Department of State, “2012 U.S. Model Bilateral Investment Treaty”, https://2009-2017.state.gov/documents/organization/188371.pdf, erişim 8 Eylül 2026.

[9] Government of Canada, “Canada’s 2021 Foreign Investment Promotion and Protection Agreement (FIPA) Model”, https://www.international.gc.ca/trade-commerce/trade-agreements-accords-commerciaux/agr-acc/fipa-apie/index.aspx?lang=eng, erişim 8 Eylül 2026.

[10] Ministerio de Comercio, Industria y Turismo, “Consulta publica BIT modelo colombiano”, MinCIT, https://www.mincit.gov.co/temas-interes/consulta-publica-bit-modelo-colombiano, erişim 8 Eylül 2026.

[11] Michael Schmid, “Switzerland”, Chester Brown (ed.), Commentaries on Selected Model Investment Treaties, Oxford University Press, 2013, içinde s. 659-660.

[12] Köşgeroğlu, s. 149, dipnot [22].

[13] UNCTAD, “Turkey Model BIT 2000 (replaced)”, UNCTAD Investment Policy Hub, https://investmentpolicy.unctad.org/international-investment-agreements/treaty-files/2851/download, erişim 12 Haziran 2026 (“2000 Model İYA”); UNCTAD, “Turkey Model BIT 2009 (replaced)”, UNCTAD Investment Policy Hub, https://investmentpolicy.unctad.org/international-investment-agreements/treaty-files/2852/download, erişim 12 Haziran 2026 (“Mayıs 2009 Model İYA”).

[14] Örneğin Türkiye’nin 2016 ve 2024 yıllarındaki model İYA’ları, metinleri yüklenmemiş olsa dahi, UNCTAD’ın internet sitesinde listelenmiştir: UNCTAD, “International Investment Agreements Navigator”, UNCTAD Investment Policy Hub, https://investmentpolicy.unctad.org/international-investment-agreements/model-agreements, erişim 8 Eylül 2026. Türkiye’nin 2010 yılında UNCTAD’ın yardımıyla yeni bir model İYA hazırlamakta olduğuna dair bkz. UNCTAD, World Investment Report 2010: Investing in a Low-Carbon Economy, s. 85, 96, dipnot [16], https://unctad.org/system/files/official-document/wir2010_en.pdf, erişim 8 Eylül 2026. 2005 tarihli model İYA’nın varlığına dair bkz. OECD, International Investment Perspectives, OECD Publishing, 2006, s. 146. Ayrıca bkz. Bilgin Tiryakioğlu, “Extension of the Most Favoured Nation Clause to Dispute Settlement Provisions in Bilateral Investment Treaties Which Türkiye is a Party of”, Public and Private International Law Bulletin, C. 43, S. 1, 2023 (“Tiryakioğlu”), s. 12.

[15] Her iki modelin ortak hükümlerine yapılan atıflar “2009 Model İYA’lar” şeklinde ifade edilecektir.

[16] Müteakip bilgi edinme başvurusuna verilen cevapta ise Bakanlık, UNCTAD üzerinden erişilebilen 2000 tarihli metnin arşivlerinde bulunan ilk model İYA olduğunu teyit etmiş; buna karşılık 2014 sonrasında hazırlanan model İYA’ların açıklanmasının Türkiye’nin ekonomik çıkarlarına zarar verebileceği gerekçesiyle bu metinlerin paylaşılmasını reddetmiştir. Bu çalışmada Bakanlıktan edinilen diğer metinler sırasıyla “2004 Model İYA”, “2005 Model İYA”, “2006 Model İYA”, “Ocak 2010 Model İYA” ve “Ocak 2014 Model İYA” olarak anılacaktır.

[17] 2000 Model İYA, m. II(2); 2004 Model İYA, m. II(2); 2005 Model İYA, m. II(2); 2006 Model İYA, m. II(2); 2009 Model İYA’lar, m. 2(2); Ocak 2010 Model İYA, m. 2(2); Ocak 2014 Model İYA, m. 3(2).

[18] 2000 Model İYA, m. II(2); 2004 Model İYA, m. II(2); 2005 Model İYA, m. II(2); 2006 Model İYA, m. II(2); 2009 Model İYA’lar, m. 2(2); Ocak 2010 Model İYA, m. 2(2); Ocak 2014 Model İYA, m. 3(2). İlk altı model “full protection” ibaresini kullanırken Ocak 2010 metninde “full protection (and security)”, Ocak 2014 metninde ise “full protection and security” ifadesi yer almaktadır.

[19] 2000 Model İYA, m. III(2); 2004 Model İYA, m. III(2); 2005 Model İYA, m. III(2); 2006 Model İYA, m. III(2); 2009 Model İYA’lar, m. 3(2); Ocak 2010 Model İYA, m. 3(2); Ocak 2014 Model İYA, m. 4(2).

[20] 2000 Model İYA, m. III(1); 2004 Model İYA, m. III(1); 2005 Model İYA, m. III(1); 2006 Model İYA, m. III(1); 2009 Model İYA’lar, m. 3(1); Ocak 2010 Model İYA, m. 3(1); Ocak 2014 Model İYA, m. 4(1).

[21] 2000 Model İYA, m. IV(1); 2004 Model İYA, m. IV(1); 2005 Model İYA, m. IV(1); 2006 Model İYA, m. IV(1); 2009 Model İYA’lar, m. 5(1); Ocak 2010 Model İYA, m. 5(1); Ocak 2014 Model İYA, m. 6(1).

[22] 2000 Model İYA, m. V; 2004 Model İYA, m. V; 2005 Model İYA, m. V; 2006 Model İYA, m. V; 2009 Model İYA’lar, m. 7; Ocak 2010 Model İYA, m. 7; Ocak 2014 Model İYA, m. 8.

[23] 2000 Model İYA, m. VI; 2004 Model İYA, m. VI; 2005 Model İYA, m. VI; 2006 Model İYA, m. VI; 2009 Model İYA’lar, m. 8; Ocak 2010 Model İYA, m. 8; Ocak 2014 Model İYA, m. 9.

[24] 2000 Model İYA, m. VII(2)(a); 2004 Model İYA, m. VII(2)(a); 2005 Model İYA, m. VII(2)(a); 2006 Model İYA, m. VII(2)(a); 2009 Model İYA’lar, m. 9(2)(b); Ocak 2010 Model İYA, m. 9(2)(b)(i); Ocak 2014 Model İYA, m. 10(2)(b)(i).

[25] 2000 Model İYA, m. VII(2)(b); 2004 Model İYA, m. VII(2)(b); 2005 Model İYA, m. VII(2)(b); 2006 Model İYA, m. VII(2)(b); 2009 Model İYA’lar, m. 9(2)(c); Ocak 2010 Model İYA, m. 9(2)(b)(ii); Ocak 2014 Model İYA, m. 10(2)(b)(ii).

[26] Bkz. Değer Boden ve Yaren Yagdereli, “Investment Treaty Arbitration: Türkiye”, Global Arbitration Review, 11 Ağustos 2026, https://globalarbitrationreview.com/insight/know-how/investment-treaty-arbitration/report/turkey, erişim 13 Eylül 2026, soru 8.

[27] ICSID, “Contracting States and Measures Taken by Them for the Purpose of the Convention”, 19 Ağustos 2026, https://icsid.worldbank.org/sites/default/files/2026-08/2026_August19_ICSID8.pdf, erişim 8 Eylül 2026, s. 12; 2006 Model İYA, m. VII(3)(a)–(b).

[28] 2000 Model İYA, m. I(2).

[29] 2000 Model İYA, m. I(2)’nin son cümlesi. Genel doğrudan yatırım ibaresi 2004–2006 modellerinde korunmuş, 2009 modellerinde çıkarılmıştır. Buna karşılık 2009’dan itibaren, bir şirketin yüzde 10’undan daha az hissesine veya oy hakkına tekabül eden ve borsa yoluyla edinilmiş yatırımların kapsam dışı olduğu açıkça düzenlenmiştir: 2009 Model İYA’lar, m. 1(1); Ocak 2010 Model İYA m. 1(1); Ocak 2014 Model İYA, m. 1(1).

[30] 2000 Model İYA, m. I(1).

[31] Emilio Agustín Maffezini v. Kingdom of Spain (“Maffezini”), ICSID Dava No. ARB/97/7, 25 Ocak 2000 tarihli Yetki İtirazları Hakkında Karar, para. 54-56.

[32] Maffezini kararına uluslararası kamuoyu tarafından verilen tepkiye sarih bir örnek: Free Trade Area of the Americas (FTAA), “Free Trade Area of the Americas (FTAA) Draft Agreement, Chapter XVII”, 21 Kasım 2003, http://www.ftaa-alca.org/FTAADraft03/ChapterXVII_e.asp, erişim 10 Eylül 2026, dipnot [13]: “The Parties note the recent decision of the arbitral tribunal in Maffezini (Arg.) v. Kingdom of Spain, which found an unusually broad most favored nation clause in an Argentina-Spain agreement to encompass international dispute resolution procedures. […] The Parties share the understanding and intent that [the most favored nation clause] does not encompass international dispute resolution mechanisms […] and therefore could not reasonably lead to a conclusion similar to that of the Maffezini case.”

[33] 2000 Model İYA, m. VII(2).

[34] Örneğin: 2004 Model İYA: “Parties” yerine “Contracting Parties”, “permit” yerine “admit”. 2000 modelinde m. VI(3)’te halef sigortacının uyuşmazlıkları bakımından devletlerarası çözüm maddesine (m. VIII) yapılan atıf, 2004’te yatırımcı-devlet uyuşmazlıkları maddesine (m. VII) yöneltilmiştir. Bu değişiklik ile eski bir atıf hatasının giderildiğini düşünüyoruz.

[35] 2005 Model İYA, m. IX: “… this Agreement shall not apply to any disputes that have arisen before its entry into force.”

[36] 2006 Model İYA, m. III(4).

[37] 2006 Model İYA, m. VII(3)(a)–(c).

[38] ICSID, “Contracting States and Measures Taken by Them for the Purpose of the Convention”, 19 Ağustos 2026, https://icsid.worldbank.org/sites/default/files/2026-08/2026_August19_ICSID8.pdf, erişim 8 Eylül 2026, s. 12. ICSID Sözleşmesi m. 25(4) uyarınca devletler, ICSID’e sunmayı veya sunmamayı düşündükleri uyuşmazlık türlerini ICSID’e bildirebilmektedir. Aynı hüküm söz konusu bildirimin tahkime rıza teşkil etmeyeceğini düzenlemektedir.

[39] PSEG Global Inc. ve Konya Ilgın Elektrik Üretim ve Ticaret Ltd. Şti. v. Turkey (“PSEG”), ICSID Dava No. ARB/02/5, 4 Haziran 2004 tarihli Yetki Hakkında Karar, para. 135-147.

[40] Tolga Bayrak, “Türkiye’nin Davalı Olarak Yatırım Tahkimi Karnesi”, Mehmet Helvacı vd. (edr.), Galatasaray Liseli Hukukçuların Cumhuriyetin 100. Yılına Armağanı, On İki Levha Yayıncılık, 2023, içinde s. 402.

[41] Id.

[42] Türkiye–Fransa İYA (2006), Protokol, m. 8 ile ilgili kayıt.

[43] Türkiye–Suudi Arabistan İYA (2006), m. 10(3).

[44] Türkiye–Umman İYA (2007), m. 9(4)(a)–(b).

[45] 2009 Model İYA’lar, m. 4(1). Mart metni (a) bendinde “necessary for the protection of human, animal or plant life or health, or the environment” ifadesini kullanırken Mayıs metni “designed and applied for the protection of human, animal or plant life or health, or the environment” ifadesini kullanmaktadır.

[46] 2009 Model İYA’lar, m. 4(2).

[47] 2009 Model İYA’lar, m. 5(2).

[48] Police powers doktrini için bkz. Catharine Titi, “Police Powers Doctrine and International Investment Law” Andrea Gattini, Attila Tanzi ve Filippo Fontanelli (edr.), General Principles of Law and International Investment Arbitration, Brill Nijhoff, 2018, içinde s. 323-343.

[49] Methanex v. United States, UNCITRAL (NAFTA), 3 Ağustos 2005 tarihli Nihai Karar, Bölüm IV, Kısım D, para. 7; Saluka v. Czech Republic, UNCITRAL, 17 Mart 2006 tarihli Kısmi Karar, para. 255, 262.

[50] 2004 U.S. Model BIT, Annex B, 4(b); 2004 Canada Model FIPA, Annex B.13(1), (c).

[51] 2009 Model İYA’lar, m. 5(2). Ocak 2010 Model İYA, m. 5(2)’de ise tedbirin tazmin edilmezliğini ayrıca belirten son ibare (“and are not subject, therefore, to any compensation requirements”) yer almamaktadır ancak bu eksilme aksi yönde bir tazminat yükümlülüğü kurmaz.

[52] 2009 Model İYA’lar, m. 1(1).

[53] Mart 2009 Model İYA, m. 1(2)(b).

[54] Mayıs 2009 Model İYA, m. 1(2)(b).

[55] Mayıs 2009 Model İYA, m. 3(4)(c). İmzalanan İYA’lardan bir örnek: Türkiye–Karadağ İYA (2012), m. 3(4)(c).

[56] Bu yaklaşıma örnek: Bayindir v. Pakistan, ICSID Dava No. ARB/03/29, 27 Ağustos 2009 tarihli Karar, para. 156-157. Krş. Simon Batifort ve J. Benton Heath, “The New Debate on the Interpretation of MFN Clauses in Investment Treaties: Putting the Brakes on Multilateralization”, American Journal of International Law, C. 111, S. 4, 2017, s. 892-893. Maddi korumaların ithalini eleştiren bir diğer çalışma: Facundo Pérez-Aznar, “The Use of Most-Favoured-Nation Clauses to Import Substantive Treaty Provisions in International Investment Agreements”, Journal of International Economic Law, C. 20, S. 4, 2017, s. 777-805.

[57] 2009 Model İYA’lar, m. 9(2)-(3).

[58] 2009 Model İYA’lar, m. 9(4)(a)-(b).

[59] 2010 Model İYA, m. 2(2).

[60] Türkiye–Tanzanya İYA (2011) m. 2(2); Türkiye–Azerbaycan İYA (2011), m. 2(2).

[61] 2010 Model İYA, m. 4

[62] 2010 Model İYA, m. 3(4)(c).

[63] 2009 Model İYA’lar, m. 5(2): “… and are not subject, therefore, to any compensation requirements”. Ocak 2010 Model İYA, m. 5(2)’de bu son ibare yer almamaktadır.

[64] 2009 Model İYA’lar, m. 5(4): “… an interest at a rate to be agreed upon by both parties unless such rate is prescribed by law from the date of expropriation until the date of payment.”; Ocak 2010 Model İYA, m. 5(4): “… an interest rate equivalent to the highest interest paid on public claims in the hosting Contracting Party.”

[65] Ocak 2010 Model İYA, m. 7(3).

[66] NAFTA Free Trade Commission, Notes of Interpretation, 31 Temmuz 2001, Minimum Standard of Treatment in Accordance with International Law, 1–2.

[67] 2004 U.S. Model BIT ve Canada Model FIPA, m. 5.

[68] CAFTA-DR (2004), m. 10.5.

[69] ASEAN Comprehensive Investment Agreement (2009), m.11(2)(a)–(b).

[70] Glamis Gold v. United States, UNCITRAL, 8 Haziran 2009 tarihli Karar, para. 614–616

[71] Mondev v. United States, ICSID Dava No. ARB(AF)/99/2, 11 Ekim 2002 tarihli Karar, para. 116–125.

[72] Waste Management II v. Mexico, ICSID Dava No. ARB(AF)/00/3, 30 Nisan 2004 tarihli Karar, para. 98.

[73] L. Fay H. Neer and Pauline Neer (USA) v. United Mexican States, 15 Ekim 1926 tarihli Karar.

[74] Railroad Development Corporation v. Guatemala, ICSID Dava No. ARB/07/23, 29 Haziran 2012 tarihli Karar, para. 218-219.

[75] Türkiye–Türkmenistan (1992), Türkiye–Pakistan (1995) ve Türkiye–Suriye (2004) İYA’ları, m. VII(2): altı aylık dostane çözüm ve ayrı bir yıllık yerel mahkeme süresi.

[76] Kılıç İnşaat İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi v. Turkmenistan (“Kılıç”), ICSID Dava No. ARB/10/1, 7 Mayıs 2012 tarihli Madde VII.2 Hakkında Karar, para. 9.14.

[77] Rumeli Telekom ve Telsim v. Kazakhstan, ICSID Dava No. ARB/05/16, 29 Temmuz 2008 tarihli Karar, para. 317.

[78] Kılıç, 7 Mayıs 2012 tarihli Madde VII.2 Hakkında Karar, para. 9.23; 2 Temmuz 2013 tarihli Nihai Karar, para. 6.2.6-6.2.9, 6.3.15, 10.1.1.

[79] Muhammet Çap & Sehil v. Turkmenistan, ICSID Dava No. ARB/12/6, 13 Şubat 2015 tarihli Madde VII(2) Kapsamındaki Yetki İtirazı Hakkında Karar, para. 280-282.

[80] İçkale v. Turkmenistan, ICSID Dava No. ARB/10/24, 8 Mart 2016 tarihli Karar, para. 261-263.

[81] Ocak 2014 Model İYA, m. 11(1).

[82] Id, m. 11(2).

[83] Id, m. 10(5).

[84] Id, m. 10(4)(b).

[85] Bkz. UNCTAD, “International Investment Agreements Navigator”, UNCTAD Investment Policy Hub, https://investmentpolicy.unctad.org/international-investment-agreements/model-agreements, erişim 28 Eylül 2026.

[86] Türkiye Büyük Millet Meclisi, “Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop’un Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Filistin Devleti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşma ve Anlaşmada Değişiklik Yapılmasına Dair Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/2370) ve Dışişleri Komisyonu Raporu”, https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D27/Y3/T2/DosyaKomisyonRaporunuVerdi/4cfaec76-6881-493a-9ce8-9ec9ce4b50b0.pdf, erişim 28 Eylül 2026, s. 7: “temel olarak, ülkemizin model anlaşmasının esas alındığı”.

[87] Türkiye Büyük Millet Meclisi, “İstanbul Milletvekili Numan Kurtulmuş’un Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hong Kong Özel İdari Bölgesi Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/2639) ve Dışişleri Komisyonu Raporu”, https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D28/Y3/T2/DosyaKomisyonRaporunuVerdi/c898d080-9574-4462-89e6-4f9a8f187c1b.pdf, erişim 28 Eylül 2026, s. 9: “büyük ölçüde ülkemiz taslak metnine dayandığı”.

[88] Türkiye Büyük Millet Meclisi, “İstanbul Milletvekili Numan Kurtulmuş’un Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Irak Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/2344) ve Dışişleri Komisyonu Raporu”, https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D28/Y2/T2/DosyaKomisyonRaporunuVerdi/ed7751e2-c320-47c2-97d1-a4a9d0c0cacb.pdf, erişim 28 Eylül 2026, s. 8: “ülkemiz taslağına dayanmakta olduğu”.

[89] Türkiye–Ürdün İYA (2016), m. 1(1); Türkiye–Somali İYA (2016), m. 1(1); Türkiye–Moldova İYA (2016), m. 1(1); Türkiye–Mozambik İYA (2017), m. 1(1); Türkiye–Burundi İYA (2017), m. 1(1); Türkiye–Ukrayna İYA (2017), m. 1(1); Türkiye–Çad İYA (2017), m. 1(1); Türkiye–Sırbistan İYA (2018), m. 1(1); Türkiye–Belarus İYA (2018), m. 1(1); Türkiye–Litvanya İYA (2018), m. 1(1); Türkiye–Filistin İYA (2018), m. 1(1); Türkiye–Burkina Faso İYA (2019), m. 1(1); Türkiye–Angola İYA (2021), m. 1(1); Türkiye–Uruguay İYA (2022), m. 1(1); Türkiye–Irak (2024), m. 1(1). Türkiye–Guatemala İYA (2015) m. 1(1) bu kalıbın ilk örneği olmakla birlikte ekonomik kalkınmaya katkı sağlamayı özellikler arasında saymamaktadır. Türkiye–BAE İYA (2023), m. 1(9) hem ekonomik katkı hem belirli bir süre özelliğini saymamaktadır. Türkiye–Sırbistan İYA (2022), m. 1(1) tüm sayılan özelliklere ek olarak akit taraflar arasında sermaye ve teknoloji akışını da eklemektedir. Türkiye–Gürcistan İYA (2016) ve Türkiye–Özbekistan İYA (2017) m. 1(1) diğer örneklerden kalıp olarak farklılaşmaktadır. Ayrıca Türkiye–Gürcistan İYA (2016)’da ekonomik kalkınmaya katkı sağlama özellikler arasında sayılmamaktadır. Aslında yatırımın karakteristik özellikleri Türkiye–Kolombiya İYA (2014) m. 1(4)’te de sayılmıştır ancak anılan hükmün Kolombiya’nın modelinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bkz. UNCTAD, “Colombia Model BIT 2011”, UNCTAD Investment Policy Hub, https://investmentpolicy.unctad.org/international-investment-agreements/treaty-files/3559/download, erişim 21 Eylül 2026, m. 2.4.

[90] Türkiye–Ürdün İYA (2016), m. 1(1), dipnot [1]; Türkiye–Somali İYA (2016), m. 1(1), dipnot [1]; Türkiye–Moldova İYA (2016), m. 1(1), dipnot [1]; Türkiye–Mozambik İYA (2017), m. 1(1), dipnot [1]; Türkiye–Burundi İYA (2017), m. 1(1), dipnot [1]; Türkiye–Ukrayna İYA (2017), m. 1(1), dipnot [1]; Türkiye–Sırbistan İYA (2018), m. 1(1), dipnot [1]; Türkiye–Filistin İYA (2018) m. 1(1), dipnot [1]; Türkiye–Irak İYA (2024), m. 1(1), dipnot [1]. Aynı açıklamanın ana metindeki karşılığı için Türkiye–Belarus İYA (2018), m. 1(1).

[91] Salini Costruttori S.p.A. ve Italstrade S.p.A. v. Kingdom of Morocco (“Salini”), ICSID Dava No. ARB/00/4, 23 Temmuz 2001 tarihli Yetki Hakkında Karar, para. 52. İYA’da yer alan yatırım tanımı ile ICSID Sözleşmesi m. 25 kapsamındaki yatırım ölçütlerinin ayrı hukuki incelemeler olduğunu belirtmek gerekir. Burada, ICSID Sözleşmesi altındaki tanım açısından tartışılan ölçütlerin, kısmen veya tamamen İYA’daki yer alan yatırım tanımına aktarılması söz konusudur.

[92] Ekonomik kalkınmaya katkı ölçütünü reddeden örnek: Saba Fakes v. Turkey, ICSID Dava No. ARB/07/20, 14 Temmuz 2010 tarihli Karar, para. 110-111. Salini, para. 52, unsurların birbiriyle bağlantılı olduğunu ve birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtir; bunlar her İYA için kendiliğinden uygulanacak değişmez bir liste değildir.

[93] Bkz. yukarıda dipnot 89’da sayılanlar. Türkiye–Burkina Faso İYA (2019), m. 1(1)

[94] Türkiye–Ürdün İYA (2016), m. 5(3); Türkiye–Gürcistan İYA (2016), m. 5(3); Türkiye–Moldova İYA (2016), m. 5(3); Türkiye–Mozambik İYA (2017), m. 5(3); Türkiye–Burundi İYA (2017), m. 5(3); Türkiye–Özbekistan İYA (2017), m. 5(3); Türkiye–Çad İYA (2017), m. 5(3); Türkiye–Belarus İYA (2018), m. 5(3); Türkiye–Moritanya İYA (2018), m. 5(3); Türkiye–Filistin İYA (2018), m. 5(3); Türkiye–Burkina Faso İYA (2019), m. 5(3); Türkiye–Kongo İYA (2021) m. 5(3); Türkiye–Irak İYA (2024), m. 5(3). İlk fıkrası farklı olmakla birlikte, Türkiye–BAE İYA (2023), m. 6(3).

[95] Türkiye–Fildişi Sahili İYA (2016), m. 6(4); Türkiye–Ürdün İYA (2016), m. 6(4); Türkiye–Somali İYA (2016), m. 6(4); Türkiye–Mozambik İYA (2017), m. 6(4); Türkiye–Burundi İYA (2017), m. 6(4); Türkiye–Ukrayna İYA (2017), m. 6(4); Türkiye–Filistin İYA (2018), m. 6(4); Türkiye–Burkina Faso İYA (2019), m. 6(4); Türkiye–Kongo İYA (2021), m. 6(4); Türkiye–Angola İYA (2021) m. 8(5); Türkiye–BAE İYA (2023), m. 7(5).  Her halde, faiz oranının altı aylık LIBOR’dan daha düşük olamayacağına dair: Türkiye–Özbekistan İYA (2017), m. 6(4). Gecikme süresi için olan LIBOR’dan daha düşük olamayacağına dair: Türkiye–Belarus İYA (2018), m. 6(4). Türkiye–Irak İYA (2024) m. 6(4): “kamulaştırmanın gerçekleştiği tarihten ödeme tarihine kadar uygun bir ticari faiz oranı”.

[96] İlk olarak “Kamulaştırma ve Tazminat” başlıklı maddenin son fıkrası olarak düzenlenmiştir: 2000 Model İYA, m. IV(3); 2004 Model İYA, m. IV(3); 2005 Model İYA, m. IV(3); 2006 Model İYA, m. IV(3). 2009 sonrası “Kayıplar İçin Tazminat” başlıklı ayrı bir madde olarak düzenlenmiştir: 2009 Model İYA’lar, m. 6; Ocak 2010 Model İYA, m. 6; Ocak 2014 Model İYA, m. 7.

[97] Türkiye–Sudan İYA (2014), m. 7(2); Türkiye–Kolombiya İYA (2014), m. 8(2); Türkiye–Çin İYA (2015), m. 6(2); Türkiye–Fildişi Sahili İYA (2016), m. 7(2); Türkiye–Gana İYA (2016), m. 10(2); Türkiye–Ürdün İYA (2016), m. 7(2); Türkiye–Somali İYA (2016), m. 7(2); Türkiye–Gürcistan İYA (2016), m. 7(2); Türkiye–Ruanda İYA (2016), m. 7(2); Türkiye–Moldova İYA (2016), m. 7(2); Türkiye–Mozambik İYA (2017), m. 7(2); Türkiye–Burundi İYA (2017), m. 7(2); Türkiye–Ukrayna İYA (2017), m. 7(2); Türkiye–Özbekistan İYA (2017), m. 7(2); Türkiye–Çad İYA (2017), m. 7(2); Türkiye–Sırbistan İYA (2018), m. 7(2); Türkiye–Belarus İYA (2018), m. 7(2); Türkiye–Moritanya İYA (2018), m. 7(2); Türkiye–Mali İYA (2018), m. 7(2); Türkiye–Kırgızistan İYA (2018), m. 7(2); Türkiye–Zambiya İYA (2018), m. 8(2); Türkiye–Litvanya İYA (2018), m. 9(2); Türkiye–Filistin İYA (2018), m. 7(2); Türkiye–Burkina Faso İYA (2019), m. 7(2); Türkiye–Angola İYA (2021), m. 8(2); Türkiye–Kongo İYA (2021), m. 7(2); Türkiye–Uruguay İYA (2022), m. 9(2); Türkiye–Sırbistan İYA (2022), m. 7(2); Türkiye–BAE İYA (2023), m. 9(2); Türkiye–Venezuela İYA (2023), m. 8(2); Türkiye–Hong Kong İYA (2023), m. 6(2); Türkiye–Irak İYA (2024), m. 7(2).

[98] Türkiye–Sudan İYA (2014), m. 8(4); Türkiye–Kolombiya İYA (2014), m. 9(3); Türkiye–Guatemala İYA (2015), m. 8(4); Türkiye–Ürdün İYA (2016), m. 8(3); Türkiye–Gürcistan İYA (2016), m. 8(4); Türkiye–Ruanda İYA (2016), m. 8(4); Türkiye–Özbekistan İYA (2017), m. 8(3); Türkiye–Sırbistan İYA (2018), m. 8(3); Türkiye–Belarus İYA (2018), m. 8(4); Türkiye–Litvanya İYA (2018), m. 10(3); Türkiye–Kamboçya İYA (2018), m. 7(4); Türkiye–Angola İYA (2021), m. 9(3); Türkiye–Uruguay İYA (2022), m. 10(3); Türkiye–Sırbistan İYA (2022), m. 8(3); Türkiye–Venezuela İYA (2023), m. 9(3); Türkiye–Hong Kong İYA (2023), m. 8(3). Ödemeler dengesi güçlüğü hâlinde transferleri geçici olarak kısıtlama imkânını, maddede sayılı hususlara ilişkin mevzuatın uygulanması ile sınırlıyor: Türkiye–Filistin İYA (2018), m. 8(3). Söz konusu hüküm 2024 yılında Irak ile imzalanan, Türkiye’nin modeline dayandığı belirtilen anlaşmada bulunmamaktadır.

[99] Türkiye–Guatemala İYA (2015), m. 10(1); Türkiye–Ürdün İYA (2016), m. 10(1); Türkiye–Somali İYA (2016), m. 10(1); Türkiye–Gürcistan İYA (2016), m. 10(1); Türkiye–Ruanda İYA (2016), m. 10(1); Türkiye–Moldova İYA (2016), m. 10(1); Türkiye–Mozambik İYA (2017), m. 11(1); Türkiye–Burundi İYA (2017), m. 10(1); Türkiye–Ukrayna İYA (2017), m. 10(1); Türkiye–Çad İYA (2017), m. 10(1); Türkiye–Sırbistan İYA (2018), m. 13(1); Türkiye–Belarus İYA (2018), m. 10(1); Türkiye–Moritanya İYA (2018), m. 10(1); Türkiye–Litvanya İYA (2018), m. 13(1); Türkiye–Burkina Faso İYA (2019), m. 10(1); Türkiye–Angola İYA (2021), m. 10(1); Türkiye–Kongo İYA (2021), m. 10(1); Türkiye–Sırbistan İYA (2022), m. 12(1); Türkiye–BAE İYA (2023), m. 13(1). Aynı uyuşmazlık tanımının ardından “referred to hereafter as an ‘investment dispute’” diye ekliyor: Türkiye–Uruguay İYA (2022), m. 12(1). Aynı uyuşmazlık tanımına dipnot olarak “Yalnızca ev sahibi Akit Tarafın kanunları ve düzenlemelerine uygun olarak yapılan ve etkin bir şekilde başlayan bir yatırımdan kaynaklanan uyuşmazlıklar bu Maddeye tabi olacaktır” diye ekliyor: Türkiye–Hong Kong İYA (2023), m. 14(1), dipnot [4]. Daha kapsamlı bir tanım için bkz. Türkiye–Özbekistan İYA (2017), m. 10(1).

[100] Türkiye–Fildişi Sahili İYA (2016), m. 13; Türkiye–Ürdün İYA (2016), m. 13; Türkiye–Somali İYA (2016), m. 13; Türkiye–Moldova İYA (2016), m. 13; Türkiye–Mozambik İYA (2017), m. 14; Türkiye–Burundi İYA (2017), m. 13; Türkiye–Ukrayna İYA (2017), m. 13; Türkiye–Çad İYA (2017), m. 13; Türkiye–Sırbistan İYA (2018), m. 15; Türkiye–Moritanya İYA (2018), m. 13; Türkiye–Litvanya İYA (2018), m. 15; Türkiye–Filistin İYA (2018), m. 13; Türkiye–Burkina Faso İYA (2019), m. 13; Türkiye–Angola İYA (2021), m. 14; Türkiye–Kongo İYA (2021), m. 13; Türkiye–Uruguay İYA (2022), m. 16; Türkiye–Sırbistan İYA (2022), m. 15; Türkiye–BAE İYA (2023), m. 16; Türkiye–Venezuela İYA (2023), m. 17; Türkiye–Hong Kong İYA (2023), m. 16; Türkiye–Irak İYA (2024), m. 13.

[101] Türkiye Büyük Millet Meclisi, “Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop’un Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moldova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Notalarla Birlikte Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/3053) ve Dışişleri Komisyonu Raporu”, https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D27/Y3/T2/DosyaKomisyonRaporunuVerdi/54ded840-78d4-4dd5-859e-820067952ea8.pdf, erişim 23 Eylül 2026, s. 8.

[102] Türkiye–Fildişi Sahili İYA (2016), m. 3(2); Türkiye–Ürdün İYA (2016), m. 3(4); Türkiye–Somali İYA (2016), m. 3(2); Türkiye–Gürcistan İYA (2016), m. 3(3); Türkiye–Ruanda İYA (2016), m. 3(2); Türkiye–Moldova İYA (2016), m. 3(2); Türkiye–Mozambik İYA (2017), m. 3(2); Türkiye–Burundi İYA (2017), m. 3(2); Türkiye–Ukrayna İYA (2017), m. 3(2); Türkiye–Çad İYA (2017), m. 3(2); Türkiye–Belarus İYA (2018), m. 3(2); Türkiye–Moritanya İYA (2018), m. 3(2); Türkiye–Kırgızistan İYA (2018), m. 3(2); Türkiye–Zambiya İYA (2018), m. 4(1); Türkiye–Filistin İYA (2018), m. 3(2); Türkiye–Kamboçya İYA (2018), m. 2(2); Türkiye–Burkina Faso İYA (2019), m. 3(2); Türkiye–Angola İYA (2021), m. 3(2); Türkiye–Kongo İYA (2021), m. 3(2).

[103] Bunlar arasında Fildişi Sahili, Ürdün, Somali (2016), Mozambik, Burundi ve Ukrayna (2017) ile imzalanan anlaşmalarda kullanılanın, tekrar sıklığı ve anlaşma tarihleri itibarıyla, 2016 modelinde benimsenmiş olması en muhtemel olan olduğu söylenebilir. Türkiye–Fildişi Sahili İYA (2016), m. 4(4)(c); Türkiye–Ürdün İYA (2016), m. 4(3)(c); Türkiye–Somali İYA (2016), m. 4(4)(c); Türkiye–Mozambik İYA (2017), m. 4(4)(c); Türkiye–Burundi İYA (2017) m. 4(4)(c); Türkiye–Ukrayna İYA (2017), m. 4(4)(c).

[104] İmzalanan anlaşmanın dayandığı modelin, m. 32 kapsamındaki akdedilme koşulları arasında değerlendirilebileceğine yönelik: Garanti Koza v. Turkmenistan, ICSID Dava No. ARB/11/20, 3 Temmuz 2013 tarihli Rıza Yokluğu Nedeniyle Yetki İtirazı Hakkında Karar, para. 36.